T.C. Cumhurbaşkanlığı
Diyanet İşleri Başkanlığı

İstanbul Müftülüğü

01.11.2015

Bekir Haki YENER ( 1960 - 1961 )

(29.06.1960 - 2.06.1961)

(20.12.1965 - 11.11.1966 vekâlet)

Ailesi ve Doğumu

Bekir Hâki Yener, Dağıstan’ın Karabağ eyaleti Mercan köyünde H.1299’da (1882) dünyaya gelmiştir. Doğum tarihi ile alakalı: “Karabağ bölgesinde yaşayanlar umumiyetle yarı göçebedir. Kışı Aras vadisinde geçirir, yazları yaylaya çıkarlar. Doğumlarını günü gününe tespit etmek mümkün olmadığı için kim bilir kaç yıl sonra nüfusa kaydedilmişimdir.” diyerek doğum tarihinin kesin olmadığını belirtir. Babası Safioğullarından Molla Mehmet, annesi ise Medine Hanım’dır. Bekir Efendi, Zileli Bekir olarak meşhur olmuş, nüfus tezkiresinde orta boylu, esmer ve mâi gözlü olarak resmedilmiştir.

Tahsil Hayatı

Bekir Hâki Yener, ilim yolculuğuna Karabağ eyaletinde başlamıştır. Mahalli ulemadan Seyyid Abdülaziz Efendi’den iyi bir eğitim almış, Arapça ve Farsça öğrenmiş, Farsça birçok divan ve eser okumuş, Arapçayı da Molla Cami’ye kadar tahsil etmiştir. Ailesiyle birlikte 1900 yılında Van vilayetine gelerek Bediüzzaman Said Nursî’den Muğnillebib, Eşbâh-ı nazâir, İsagoci metni ve Hafız-ı Şirâzi Divanını okumuştur.

Van’dan sonra Tokat’a gelerek, Zile kazasının Tevfikiye köyüne yerleşmiştir. Hüsn-i hatta gayet mâhir olan Bekir Efendi, dönemin Tokat Müftüsü Hacı Osman Efendi’den icazet almıştır. Temel İslami ilimleri tahsil ettikten sonra Dersaadet’e gelmiş, İstanbul’un Süleymaniye semtindeki Yoğurtçuoğlu Medresesi’ne yerleşmiş ve Fatih Mücîz dersiamlarından Rizeli Muharrem Lütfi Efendi’den icazet almıştır.

28 Haziran 1913 tarihinde Tedris-i ulûm etmek üzere Şeyhülislamlığın Ders Vekâleti’nce yapılan imtihanı birincilikle kazanmıştır. Üsküp Dârulmuallimîn Edebiyat-ı Farisiyye hocalığına tayin edilmiş ise de bir takım sebepler dolayısıyla bu vazifeye başlamamıştır. 26 Haziran 1915 tarihinde dönemin kadılarının yetiştirildiği ve bir nevi hukuk fakültesi sayılan Medresetü’l-kuzâtı başarıyla bitirerek kadı olma hakkını elde etmiştir.

Hizmetleri

Bekir Hâki Yener, memuriyet hayatına27 Eylül 1913 tarihinde Dâru’l-Hilâfeti’l-Aliyye Medresesi sarf ve lügat müderrisliği ile başlamıştır. Daha sonra sırasıyla 1 Mayıs 1917’de Muhallefat-ı Umumiye Kassamlığı 4. Sınıf kâtipliği; 5 Ağustos 1918’te Dâru’l-Hikmeti’l-İslâmiyye Kâtipliği; 9 Eylül 1920’de İstanbul Kadılığı Kâtipliği; 3 Kasım 1920’de tekrar Dâru’l-Hikmeti’l-İslâmiyye Kâtipliği; 30 Temmuz 1922 tarihinde Mahmutpaşa Mahkemesi Kâtipliği görevlerine getirilmiştir. 6 Ocak 1923 tarihinde Çubukabad Kadılığına tayin edilmişse de kadılık görevine başlamamış ve 15 Kasım 1923 tarihinde Dersiamlık ve İbtida-i Dâhil Medresesi Ferâiz ve İntikal kısmı müderrisliğine tayin edilmiştir. 14 Aralık 1923’te başladığı Sahn medresesi Edebiyat-ı Arabiyye Müderrisliği görevini 30 Ağustos 1924’e kadar devam ettirmiştir.

İstanbul Müftülüğüne Tayini

15 Haziran 1936’dan 13 Temmuz 1949’a kadar İstanbul Müftülüğünde “müsevvid” olarak görev yapan Bekir Hâki Efendi, 13 Temmuz 1949 tarihinde kendi isteğiyle emekli olmuştur. Daha sonra üç yıl kadar Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi’nde tasnif işinde çalışmış ve 11.09.1953’te buradaki görevinden ayrılmıştır. 20.12.1954’te tekrar memuriyete dönerek 29.06.1960 tarihine kadar altı yıl süreyle Eminönü Müftülüğü yapmış,  27 Mayıs 1960 ihtilâlinden sonra İstanbul Müftüsü Ömer Nasûhi Bilmen’in, Diyanet İşleri Başkanlığına getirilmesiyle, Bekir Hâki Efendi de 15 Haziran 1960’ta vekâleten, on beş gün sonra da asaleten onun yerine tayin edilmiştir. Fakat dönemin İstanbul valisi ile ezanın Türkçe okunması konusunda yaptıkları tartışma yüzünden 2 Haziran 1961’de İstanbul Müftülüğü görevinden alınarak İstanbul Müftülüğü Raportörlüğüne getirilmiştir.

04.12.1965 tarihinde İstanbul Müftülüğü Raporatörlük görevinden ayrılarak İstanbul Müftülüğü Merkez vaizliğine atanmıştır. Bekir Hâki Yener, ikinci kez 20.12.1965 tarihinde İbrahim Bedrettin Elmalı’dan aldığı İstanbul Müftülüğü görevini 11.11.1966 tarihine kadar vekâleten yürütmüştür. 05.12.1965-19.01.1972 tarihleri arasında İstanbul Müftülüğü merkez vaizliği görevinde bulunmuştur. 6 Şubat 1966’da Din İşleri Yüksek Kurulu Üyeliğine tayin edilmiş, ancak sağlık durumu sebebiyle 15.03.1966 tarihinde üyelik görevinden istifa etmiştir.

19 Ocak 1972’ye kadar İstanbul Müftülüğü merkez vaizliğine devam eden Bekir Hâki Efendi, bu tarihten itibaren yaşının ilerlemesi ve sağlık sorunları sebebiyle resmî görevlerinden ayrılmıştır.

Bekir Hâki Efendi, 2 Mart 1975 tarihinde Fatih’teki evinde doksan üç yaşında iken vefat etmiş ve çok sevdiği Seyyid Şefik Efendi’nin yanı başına Edirnekapı Kabristanı’na defnedilmiştir.

Bekir Hâki Efendi, İstanbul’un Fatih ilçesi, Karagümrük-Beyceğiz Tercümanyunus Mahallesinde, 11 numaralı hânede ikâmet etmiştir. Birinci evliliğini Tokat’ın Zile ilçesi, Tevfikiye köyünde yapmıştır. İstanbul’a geldiğinde Saadet Hanımla ikinci evliliğini yapmış ve Saide isminde bir kızı, Enver isimli bir oğlu olmuştur.

45 yıllık memuriyet hayatında Mahkeme kâtipliği, dersiamlık, Süleymaniye Kütüphanesinde Musannif, İstanbul Müftü Müsevvidliği, İstanbul Merkez vaizliği, Eminönü Müftülüğü,  İstanbul Müftülüğü, İstanbul Müftülüğü Raporatörlüğü, Din İşleri Yüksek Kurulu üyeliği ve Yüksek İslam Enstitüsünde hocalık gibi pek çok görevde bulunmuştur.

Şahsiyeti

Herkesi kendine hayran bırakacak kuvvetli bir hafızası olan Bekir Haki Efendi, talebelik yıllarında girdiği her türlü imtihanı yüksek derecelerle kazanmıştır. Ayrıca okuduğu her şeyi aklında tutabilecek bir hafızaya sahiptir. O’nun bu yönüne hayran kalanlar bunun sırrını sorduklarında, “Ezberlemek için değil, okuduğumu haz duyarak okuyorum, o da hâfızama nakşediliyor…” cevabını vermiştir. Ayrıca Bekir Hâki Efendi, hadis ve siyer ilimlerinde otorite sayılmıştır. Kendisine, Kütüb-i Sitte ve Müsned kitaplarında mevcut herhangi bir hadîs-i şerîfin başından bir iki kelime okunduğu vakit, hadisi sonuna kadar ezbere okur, rivayetler arasındaki farkları anlatır ve o mevzuda geniş bilgi verirdi. Oldukça mütevazı bir hayat yaşamış ve herhangi bir eser kaleme almamıştır.