T.C. Cumhurbaşkanlığı
Diyanet İşleri Başkanlığı

Kartal Müftülüğü

08.03.2017

NAMAZIN FARZ KILINIŞI HİKMET VE FAZİLETLERİ

NAMAZIN FARZ KILINIŞI HİKMET VE FAZİLETLERİ

 

        Hayatta her varlık Allah u teala’ nın emrine uyarak yaradılışına uygun bir şekilde ona boyun eğmekte ve taat halinde bulunmaktadır. Kainattaki bütün varlıklar akılları olmadığı halde kendisine verilen ilahi görevleri adeta şuurlu bir şekilde eksiksiz yerine getirmekte ve görevlerini yerine getirme hususunda asla isyan etmemektedirler. (İnsanlar, cinler, melekler vb.) Allah’ı tesbih ederler. Hiçbir varlık yoktur ki o’ nu hamd ile tesbih ( ve tenzih) etmesin. Fakat siz onların tespihlerini anlamazsınız. O gerçekten Halimdir. Gafurdur. “ (1)

        İnsan ise kendisine verilen akıl ve duygular ile diğer bütün varlıklardan üstün yaratılmış ve Allah’ ı bilme, tanıma  ve ona iman etme kabiliyetine sahip kılınmıştır. (2) diğer bütün canlı ve cansız varlıkların insana hizmet etmelerinin yanı sıra ona yeryüzünde istediği şekilde tasarrufta bulunma imkanları verilmiştir. (3) böyle olduğu içindir ki Allah-ı tespih etme ve ona ibadet etmeye en fazla layık olan insandır. İbadet mevcudattır dolayısı ile insanın yaradılışının hikmeti gayesi ve neticesidir.

        Namaz ibadetin hulasasıdır. Çünkü namaz diğer bütün ibadetleri de içine alır. Onları da ifade eder. (4) Namaz bir çok manalar ifade etmektedir. Dilimize namaz diye çevrilmiş olan salat Arapça da dua demektir. Geniş manasıyla salat kelimesi dini metinlerde “Dua” “Namaz”, “ Rahmet” ve hatta ibadet gibi muhtelif manalarda kullanılmıştır. Fakat Namaz deyince: Vakit, taharat, kıyam, rukü, secde tabirleri ile ifade edilen Müslümanlara has, muayyen zamanlarda, belli şartlar altında, bilinen şekil ve harekatlar çerçevesinde yapılan ibadeti kasteder. Bu şekli ile namaz, Müslümanlara has bir ibadettir. (5) Rivayetlerde diğer dinlerde de namaz ibadetinin olduğu bildirilir ise de bu ibadet; Müslüman’ ın alamet-i farikasıdır. (6)

        Bu manada salat, islamın alem ve sembolü, dinin direği kulun Allah’a takdim ettiği ubudiyetin en yücesidir. Namaz farz olması hassasiyeti ile Allah’ a kulluğun yegane berat ve senetidir. Diğer ibadetlerin makbuliyeti ve ihlası da buna bağlıdır. Kişi farz namazını eda etmedikçe, kulluğunda samimiyetten uzaktır. Diğer nafile ibadetleri hedefine ulaşamaz.

        Yakin yani ölüm gelinceye kadar (7), her üç halinde de yani gerek ayakta durur vaziyette, gerek oturur ve gerekse yatar vaziyette ibadetle mükellef olan (8), bir başka ifade ile buluğdan ölüme kadar ubudiyetin uygun bir hayat geçirmek misyonu ile yaratılmış olan insanın bu mükellefiyetinin en yüksek mertebede ifasının vazgeçilmez şartı namazdır. Bu sebeple Hz. Peygamber Namazı dinin direği olarak ifade etmiş onu ayakta tutmanın dinin ikamesi olduğunu bildirmiştir. (9)

        İmam –Malik (r.a) a ulaştığına göre Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: “İstikamet üzere onun (bunun sevabını siz sayamazsınız” şunu bilin ki, en hayırlı ameliniz namazdır. (10) hadiste varit olduğu üzere Resulullah (S.A.V.) namazı ibadetlerin en hayırlısı olarak tavsif etmiştir. Çünkü ubudiyete görev her çeşit kulluk tezahhuru namazda mündemiçtir.

        İslam dininde namazın tuttuğu ehemmiyetli mevkiin yerini anlamada Hz. Ömer (r.a)’ ın İslam devleti başkanı sıfatıyla valilerine gönderdiği bir tamimine göz atabiliriz. Derki :”Benim nazarımda sizin işlerinizin en önemlisi şüphesiz ki namazdır. Kim onu korur ve devam ettirirse dinini korumuş olur. Kim de onu zayi ederse onun dışındakileri zayi eder. (11)

        Hz. Peygamber (S.A.V.)’ e “Ey Allahın Resulu, İslam da Allah’ a en sevgili amel hangisidir ?” diye soran İbn-i Mesut’ a şu cevabı vermiştir. “Vaktinde kılınan namazdır.” (12) Hadiste geçen en hayırlı ameliniz namazdır ifadesini bir kısım alimler şöyle açıklamıştır. “Yani namaz ecri ve sevabı en ziyade olan amelinizdir. Bu sebeple amellerinin en efdalidir. Çünkü namaz ibadetlerin çeşitlerini içine alır: Kıraat, Tesbih, Tekbir, Tehlil, beşeri kelamdan ve ibadeti bozucu davranışlardan sakınma (kıyam, rukü, secde) bu cemiyet sebebiyledir ki müminin miracı ve Allah’ a yakınlaşma vesilesi olmuştur. (13)                                                                             

  1. İsra (17) 44
  2. İsra (17) 70
  3. Yasin (33) 71-72
  4. Ömer Nasuhi Bilmen İlmihali (104)
  5. Canan İbrahim Kütubi Sitte Terc:8/207-Olgun Tahirül Mevlevi M.İbadet Tarihi 39
  6. Hicr ’15) 99
  7. Al-i İmran (3) 191
  8. Sünen-i Tirmizi Terc.Cilt 4/375
  9. Muvatta Taharat (1/34), İbni Mece Taharat (4-271)
  10. İmamı Malik Muvatta Mevakit 6(1-6-7)
  11. Canan İbrahim Kütüb-ü Sitti Muntasar Terc.C.8/221
  12.  

   (13) Canan İbrahim Kütüb-ü Sitti Muntasar Terc.C.8/222

 

 

 

 

 

NAMAZIN FARZ KILINIŞI:

 

Değerli Müminler : Namaz ibadeti beş vakit olarak farz kılınmazdan önce Hz. Peygambere bisetin İlk yıllarından itibaren namaz kılmakla emrolunmuştur. Cebrail (a.s)’ in tarifi ile Hz. Hatice ile beraber abdest alıp namaz kılmışlardır. (14)

Cassas’ in naklettiği başka bir rivayette ise Risaletin ilk günü Cebrail (a.s) Hz. Peygamber (s.a.) e Bevt-i Mükerrem Civarında ortalığın aydınlandığı’ ve oruçluya yiyip içmenin haram Olduğu bir zamanda namaz kıldırmıştır.(15) Bu ve benzeri rivayetlerden anlaşıldığı üzere Peygamber (S.A.V) Bi setin ilk yıllarından itibaren namaz kılmakla emrolunmuştur. Namazın farziyeti kitap. sünnet ve icma ile sabittir.Beş vakit namaz Mekke-i Mükerreme de ve nübüvvetin birinci senesinde yani hicretten bir buçuk yıl önce recep ayının yirmi yedinci gecesi efendimizin Miracı esnasında farz kılınmıştır. (16)

Buhari’ nin Kitab-us salatında İb-ni hazm ile Enes bin malik den gelen rivayette Nebiyi Ekrem (S.A.V) şöyle buyurmaktadır: “0 zaman Allah- u Teala ümmetime elli vakit namaz farz kılındı.bu farziveti alarak döndüm, Musa (a.s.)’ a rast geldim “Allahu teala ümmetine neyi farz kıldı diye sordu? Bende “Elli vakit namaz farz kıldı” dedim. Rabbine dön de müracaat et zira ümmetin buna güç yetiremez dedi. “Müracaat ettim Allahu Teala bir miktarını indirdi, dedim o yine “Rabbine müracaat et zira ümmetin buna da güç yetiremez” dedi. Bir daha müracaat ettim Allahu Teala kalanının bir kısmınıda indirdi. Musa (a.s)’ ın yanına yine döndüm o yine Rabbine dön ummetin buna güç yetiremez dedi. Bir daha müracaat ettim Allahu Teala” Onlar beştir yine onlar ellidir.” Benim nezdim de hükmü keza değiştirilmez buyurdu. (17)

Hz. Enes’ten gelen diğer rivayette ise, şöyle buyurmaktadır: “Hz. Peygamber (S.A.V.) e miraca çıktığı gece elli vakit namaz farz kılındı sonra bu azaltılarak beşe indirildi sonrada şöyle hitap edildi:

“Ey Muhammed artık nezdimde hüküm kesinleşmiştir, bu söz değiştirilmez, bu beş vakit Rabbi nin bir lütfi olarak on misliyle kabul edilerek senin için elli vakit sayılacaktır.(18) Hadislerde beş vakit namazın miraç esnasında farz kılındığı bildirilmekle beraber namazın beş vakit olduğu ve bunun karşılığında elli vakit sevap verileceği ifade edilmektedir.Bu yapılan her hayrın Allah indinde en az on misliyle kabul edileceğini tebşir eden ayeti kerimeye uygun bir ihbardır. “Kim bir hayır işlerse işte ona bunun on katı vardır” (19) Şu halde Resulullah’ a Miraç ta farz kılınan beş vakit namaz Müminin amel defterine on misliyle yani elli vakit olarak yazılmaktadır.Cenabı Hak namazın ehemmivetini gereğince tatbik etmemiz için elli vakit olarak farz kılınmış, lütfünü, keremini, vus’atını ifade içinde beş vakte indirerek elli vakit olarak değerlendirmeye tabi tutmuştur. (20)

Namaz Kur’an-ı Kerimde yüzden fazla yerde geçmektedir. Biz burada namazın farzivvetini bildiren ayetlerden, hadisi şeriflerden bir kısmını bildireceğiz. Bunlardan bir kısmını’ da ileride münasip. olan bölümlerde zikredeceğiz.

“0 korkulu zamanda namazı kılıp bitirdikten sonra, ayakta iken, otururken, yanlarınız üzere yatarken hep Allah’ ı anın. Sükun ve emniyet haline geldiğiniz zaman. Namazı tam erkanı ile kılın. Namaz şüphesiz insanlara belirli vakitlerde farz kılınmıştır.” (21)

Ayetteki “…………………….“ kelimesini ibn-i abbas farz şeklinde tefsir etmiştir.(22) Bu Ayeti kerimede vakitler özet olarak bildirilmiş, diğer ayetlerde ise bu vakitlere işaret edilmiştir.

‘Akşamlarken ve sabahlarken, öğle ve ikindi vaktinde Allah-ı -ki göklerde ve yerde harnd ona

mahsustur. Teshih edin namazı kılın” (23) Fahrettin el Razi bu ayetin tefsirinde şöyle

demektedir.

”Akşamlarken ve sabahlarken, öğle ve ikindi vaktinde  Allah’ ı – ki göklerde ve yerlerde hamd ona mahsustur. Tesbih edin namazı kılın” (23) Fahrettin el Razi bu ayetin tefsirinde şöyle demektedir. “Akşamlarken ve sabahlarken Allah’ı tesbih edinden maksat günün iki tarafında yani

akşam ve sabah narnazıdır. Ayette geçen”…..................“ kelimesi ile geceleyin kılınan namaz

kastedilmektedir ki bu da yatsı namazıdır. “……………“ kavliyle kastedilen namazda gündüz

kılınan namazdır ki buda öğle namazıdır. Böylece bu ayette sözü geçen dört vakit namaz zikredilmiş

oluyor. (24) __________________                 ___________________________________                     

14- Tecrid-i Sarih C2/ 274

l 5- Cassas : Ahkam- ul Kuran 268

16- Olgun Tahir-ul Mevlevi M.İbadet Tarihi S.39/ Bilmen Ömer Nasuhi B.l 11m. S. 104

1 7- Tecrid-i Sarih C.2- S.275

18- Buharı, Bet-ül Halk: 6 Enbiya (22),43-Menakibul Ensar 42, Müslim,259, Tirmizi salat 1 59-Nesai 1-21

19- El-Enam (6) 160

20- Canan 1- a.g,e. C 8/S. 227

21- Nisa(4); 103

22- lbni kesir Terc .C. 5/S. 1905

23- Rum (30) 17-18

24- Fahrettin Er-Razi Mefatih, El Gayb- 11-28-31.

“Namazı kılın Zekatı verin ve Peygambere itaat edin ki Rahmete kavuşturulasınız.(25) Farz namazların vakit ve rukünlerini (usüllerini) gözeterek edasına devam edin ve Allaha itaat ederek namaza durun” (26)

Namazın farz olduğunu bildiren diğer hadislerde ise şöyle rivayet edilmektedir : “Islam beş şey üzerine bina edilmiştir. Allah tan başka ilah olmadığına ve Muhammet (S.A.V.)’ in Allah’ın Resulü olduğuna şehadet etmek namazı kılmak, zekatı vermek, haccetmek ve Ramazan orucunu tutmaktır” (27)

Abdullah b.Es senabih (r.a) dan, Übade b.Samid : “Şehadet ederimki, Peygamber (s.a.) in şöyle dediğini işittim: “Allah’ in farz kıldığı namazlar beştir. Her kim bu namazların abdestlerini, sünnetlerini yerine getirerek noksansız alır ve onları vaktinde kılarak rukü ve secdelerini tam olarak yerine getirirse, Allah’ın o kimseyi affedeceğine sözü vardır. Bunu yapamayan kimseye ise Allah’ın hiçbir vaadi yoktur.” (28). Diğer rivayette ise Peygamber (S.A.V.) namazların vakitlerine şöyle beyan etmiştir Abdullah b.Amr (r.a)’ den: şöyle dedi “Hz. Peygambere namaz vakitlerini sordular: şöyle buyurdu:

“Sabah namazını kıldığınızda güneşin ilk ışığı görününceye kadar sabah namazının vaktidir.Öğlenin vakti güneşin gök ortasından kaymağa başladığı zamanda ikindinin vaktine kadar: ikindinin vakti. güneşin sararmaya başlayıp ilk parçasının düştüğü zamana kadar, akşam vakti güneşin kaybolup şafak’ın yok olduğu zamana kadar, yatsının vakti de yarı geceye kadardır.” (29)

Yukarıda bir kısmını zikrettiğimiz Ayeti kerime ve Hadisi şeriflerde beyan edildiği üzere namaz. öğle, ikindi, akşam, yatsı ve sabah olmak üzere beş vakit olarak tayin kılınmış ve huhudi mahsusesi ile Peygamber (S.A.V.) tarafindan açıklanarak belirtilmiştir. Namazın beş vakitte taktir edilmesi bazı alimler tarafindan kainatın ve insan hayatının beş devresine benzetilerek namaz, hayatın belli hallerini hatırlatarak insanı düşünmeye, hadiselerden ibret almaya vesile olurlar denmiştir. (30)

 

NAMAZIN AİLE BİREYLERİNE ÖĞRETİLMESİ VE ÇOCUK TERBİYESİ

Kişi namazı kılmakla mükellef olduğu gibi aile fertlerine de namazı öğretmekle vazifelidir. Allahu Teala Kur’an-ı Kerimde bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Ehlü ıyaline (aile efradına) namazı kılmalarını emret, kendin de ona sabırla devam et biz senden bir rızık istemiyoruz, seni ve aile efradını biz rızıklandırıyoruz. Güzel akibet takva sahiplerinindir.” (31)

Ebu said el hudri (r.a) şöyle buyurmaktadır.: “bu ayet nazil olunca Peygamber (S.A.V.) her sabah namazında Hz. Ali (r.a.) nın kapısına kadar gelir şöyle derdi : “Namaza kalkın Allahu teala size rahmet buyursun. Ey Ehli beyt Allahu teala sizden ancak kiri günahı gidermek ve tertemiz yapmak ister” ve bu hal sekiz ay devam etti. (32) İmandan sonra farzlar arasında en mühim yeri işgal eder namazın çocuklara talim ve ona alıştırılması Kur’an-ı Kerimde olduğu gibi sünnette de tekitli bir yer işgal eder. Namaz normal olarak buluğdan sonra farz olmakla beraber çocuğun buna alışması için daha erken yaşlarda başlatılması gerekir. Bu erken yaş hususunda kesin bir rakamdan çok belli bir gelişme seviyesinde işaret olan muhtelif ifadeler kullanılmıştır ki seviyeye temyiz yaşı denilmektedir.Hz. Peygamber (S.A.V.) şu vb. hadislerinde “kız erkek ayrımı yapmaksızın çocuğa yedi yaşında namazın emredilmesini bildirir” bu bazen emrediniz şeklinde değil de öğretiniz şeklindedir.

“Çocuklarınıza yedi yaşında iken namaz kılmalarını emrediniz, on yaşında oldukları halde namaz

kılmazlarsa namazı terk ettiklerinde onları hafifçe dövünüz ve yataklarda aralarını ayırınız.” (33) bazı

hadislerde namazın çocuklara emredilmesi “0 nu anladıkları vakitte” talik

edilmektedir. (34) Namazın öğretiminin anne ve babaya düşen şekline gelince bunun en güzel örneği

Kuranı Kerimde lokman (a.s) oğluna yapmış olduğu nasihattır.Burada Allah-u Teala terbiyenin nasıl

olması gerektiğini hikaye yolu ile talim etmektedir.Lokman (a.s)’ in oğluna yapmış olduğu nasihat

Kur’ an da şu şekilde anlatılmaktadır : “Ey oğulcağızım namazını dost doğru kıl,iyiliği emret.

kötülüklerden vaz geçirmeye çalış. Sonra bu emir ve nehiy sebebiyle sana isabet edecek şeylere de

sabret. Çünkü bunlar katı surette emredilen işlerdendir.” (35)                                                

25-Bakara (2) 238

26- Nur (24) 56

27-

28- Ebu Davut sünen 425,Nesai sünen-236, Taç.Terc C.I’S,225

29-Müslim Mesacit 171, Tac.Terç C.l/S.239

30- Fahrettin Er Razi Mefatihul Gayb, C.1l/S.28-31 elmalılı Hamdi yazır Hak Dini Kuran Dili C.2/4499

31- Taha 132

32- Ruhül Meani (Alusi) cüz .16.s.256

33- Ebu Davut salat 25, Müstedrekl-201. Abdurrezzak,4-153, İbni Şeybe 1-347

34- Canan Peygamberin Sünnetinde terbiye 101

35-Lokman (31)17

 

 

 

 

Rivayet edildiğine göre Lokman (a.s)’ın Oğlunun adı Saran olup on yedi yaşında ve kafir idi.kendisine verilen bu öğütler neticesinde küfründen vazgeçerek Islama girmiştir. (36)

“Çocuk ta temyiz alametleri görülmeye başlayınca onun iyi murakabe edilmesi gerekir” diyen gazali bunun ilk işaretinin de haya duygularının belirtisidir. 0 ne vakit utanarak bazı şeyleri terk ederse bu akıl nurunun onda belirdiğini gösterir, böylece bazı şeyleri güzel, bazı şeyleri de çirkin görür,derki: bu iyiyi kötüden ayırma çağı olan çocukluktan kurtulma çağıdır. Aşağı yukarı çocuk yedi yaş civarındadır. Bu yaş namazın öğretilmesi gereken yaş olar hadis’lerde zikredilmektedir.(37) terk edilmesi halinde dövülme emrinde bazı alimlerin namazın çocuğa vacip olduğu emrini çıkarırken Beyhakinin de “…………………………………………….” ihtilam oluncaya kadar çocuktan kalem kaldırılmıştır.(....) mealinde ki hadisi ile dayak emrinin mensuh olduğunu iddia ettiğini belirten ibnü Hacer Cumhurun namazı ancak buluğa vacip olacağı dayağın da tedrib (alıştırma) için emredildiğine hükmettiğini kaydeder.Buna Telmihan neylül evtar da “On yaşında çocuklarınıza namazı emrediniz” mealindeki hadisin şu başlık altında sunulduğunu görüyoruz. Çocuklara vucüp olarak değil temrin olarak namazın emredilmesi babı” (38) son olarak şunu da ilave edelim ki namaza alıştırma söz konusu olunca bundan sadece günlük namazı anlamamak gerekir.rivayetler Hz. Peygamber (s.a.v) devrinde çocukların bayram.cenaze, Cuma gibi (39) diğer cemaat namazlarına da teşvik ettirilip götürüldüklerini göstermektedir.

 

MESCİTLERE ALIŞTIRMA

Namaza alıştırmanın bir devamı olarak çocukları mescide alıştırma da düşünülmüştür. Hz. Peygamberin bazen sırtında çocuk olduğu halde mescide girip imamet ederken görmekteyiz. (40) bir kısım rivayetler torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyni Hz. Peygamber namaz da iken kendi başlarına mescide girip secdede iken Hz. Peygamber (S.A.V.)’ in sırtına binip oturup ve bu yüzden secdenin son derece uzadığını bildirmektedir. (41). Aynı şekilde Cuma hutbesi sırasında bunların mescide sendeliyerek girdikleri vaki olmuştur. Hz. Peygamber (S.A.V.) bunların çıkarılması emretmek şöyle dursun. hutbeyi keserek kucaklayıp yanına oturtup ve ondan sonra hutbesine devam ederdi. Buharinin Hz. Ebubekir den yaptığı tahrice göre Hz. Peygamber (A.S)7 ın zaman zaman Hz. Hasanı minberde iken yanı başına oturtmuştur. Resulullah zamanıda mescide çocukların girmesiyle ilgili bir delil de Ebu Malik-il Enes’ in şu sözüdür.: “Size Resulullah (S.A.V.)’ ın namazını haber vereyim mi? Namaz kılarken önce erkekler onun arkasında çocuklar saf yapardı (....) (42) İbni Raşit yatsı namazının geciktirilmesi ile ilgili olarak Buharinin Hz.Aişeden rivayet ettiği hadiste geçen 1-hatta Ömer Ya Resulullah kadınlar ve çocuklar uyudu” dedi. Sözünden Buharinin uyudukları söylenen kadın ve çocukların mescit de hazır bulunduklan hükmüne vardığını ifade etmiştir” (43)

 

NAMAZIN FAZILETİ

Farz olan namaz mali ve bedeni sair ibadetlerin en efdali sayılmıştır. (44) Cenabı Hak Kur’an-ı Kerirninde namazın insanı günah kirlerinden temizleyeceğini, geçmiş günahlarının mağfiretini sebeb olacağını bildirerek şöyle buyurmaktadır “Gündüzün iki ucunda ve gecenin gündüze yakın zamanlarında kıl.Doğrusu bu iyilikler (beş vakit namazın sevabı) küçük günahları yok eder, bu ibretle düşünenlere bir öğüttür” (45)

Abdullah ibni Mesud (r.a) dan rivayet edilen bir hadiste şöyle denmiştir.”Bir defa bir kimse yabancı bir

kadına dokunarak günah işledi bunun üzerine tövbe ederek Hz. Peygamber (S.A.V.) e gelip keyfıveti

haber verdi hz, Pey4amber (S.A.V.) Hud suresinin 1 14.ncü ayetini okuyarak beş vakit namazın günahlarına

kefaret olduğunu bildirdi.0 zaman adam Ya Resulellah bu lutüf yalnız benim içinmi diye sordu? Resulullah

(S A V ) de bütün ümmetim içindir diye buyurdu.”(46) ___________________________________              

36-Süleyman el Cenıal,Haşiyetül Cemal, Alel Celaleyn 3/403,Dumanm.Zeki Kur’an da adabı muaşarat 164

37- Canan İbrahim Peygamberin sünnetinde terbiye 101,102 ihya gazali 3/72 Duman M:Zeki a.g.e 164

38- Şevkani Neylül Evtar 148

39- Buhari ivdeyn 16/26

40- Nesai sehv 13-10

41- Canan İbrahim a.g.,e 103 Nesai iftitah 122-229-230

42- Ebu Davut alat 107-1-81-677

43- Buhari ezan 150 Canan Ibrahim a.g.e. 134

44- Muvata talıarat 36.1347 İbni maca taharat 4-277

45-Hud 11(114)

46- Tecridi sarih C2/473- Müslim tövbe 44-45(2764.65)Tirmizi emsal 5-2872-nesai salat 1-231,Muvata 91-

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ebu Hureyre (r,a) dan gelen rivayette ise Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurmaktadır.: Sizde birinizin kapısının önünden bir nehir aksa ve bu nehirde her gün beş kez yıkansa acaba üzerinde hiç ki kalırmı? Ne dersiniz”? “Ashap onun kirlerinden hiçbir şey bırakmaz dediler” Hz. Peygamber (A.S) işte bu beş vakit namazın misalidir Allah onlar sayesinde bütün günahları hataları siler” (47)

İbnül Arabi buradaki benzetmeyi şöyle açıklar: “kişi elbise ve bedeninde maddi kirlerle kirlendi ve bundan da bol su ile temizlendiği gibi, namaz da kişiyi günah kirlerinden temizler. Öyle ki hiçbir günah bırakmaz, namaz sayesinde kişi pak ve lekesiz olur.” (48)

Başka bir hadiste ise Hz. Peygamber (S.A.V.) beş vakit namazı Allahın rızasını kazanmak için kılan, bir Müslüman’ın ilahi bir güvenlik ve güvence altında olacağını bildirerek şöy! buyurmaktadırlar.

“Her kim kıldıımız şu namazı kılar, kıblemize yönelir, kestiğimizi yerse, Allah ve Resulü’ nüı garantisini hak eden Müslüman işte odur, Artık Allaha ve Resulüne karşı öyle olan bir kimsenin abdi emanı na zarar vermeyiniz”. (49)

Hz. Enes (r.a) dan gelen rivayette ise Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurmaktadır: “Bana kadım ve güzel koku sevdirildi, gözümün nuru namaz kılındı.” (50)

Burada Peygamber (S.A.V) in “Gözümün nuru namaz kılındı” kılındı ifadesi namazın şanını yücelten ifadedir. Namazı dünyevi şeylerden biri olarak ifade edilmiş olmasını Gazali şöyle açıklar: “Hi ve müşahadeye giren her şey şahadet ve müşahade alemindedir.Dolayısıyla dünyadan sayılır. Namaz mı secde ve ruküsünde organların hareketiyle hissedilen telezzüz dünyevi bir his olduğu için namaz dünyaya izafe etmiştir. Kul bazen ibadetiyle öylesine ünsiyet eder ve ondan öyle lezzet duyar ki ibadet etmesine engel olunması ona en büyük cezalardan biri olur. Nitekim bazı Alimler şöyle demiştir : Ben ölümden korkmazdırn ne var ki benimle gece namazları arasına girmektedir.” (51)

Mugire bin şube Hz. Peygamber (S.A.V.) in namazı hakkında şöyle buyurmaktadır . “Hz. peygamber(S.A.V.) gece namazı kılmak için kim olurdu da nihayet iki baldırı şişerdi. Kendisine Hz.Aişe (r.a tarafından : “Ya Resulellah Allah u Teala senin geçmiş ve gelecek günahlarını mağfiret buyurmuş olduğu halde ibadetin hususunda bu kadar zahmet çekmeye gerek varmı? Niçin bu kadar meşakkatle ihtiyar ediyorsun ? denilirdi”. Resul-ü Ekrem (s.a.v) “Ben bu kadar sayısız nimetlere karşı şükreder bir kul olmayayım mı ?“ cevabını verdi (52)

Hz. Peygamber namazın ehemmiyetine binaen hastalığı döneminin son aylarında namaza dikka çekerek onun eda edilmesini buyurmuşlardır.

Ashab namaz hususunda aynı hassasiyeti göstermiş ve namazlarını huşu içerisinde kılmava dikka etmişlerdir. Resulullah ve Ashab Zaturrika seferinden döndükten sonra bir yerde konakladıklarında nöbe bekleyen iki kişiden birisi olan Abat bin Bişr nöbet beklerken namaz kıldığı esnada düşmanın atmı olduğu oklarla yaralanmış olduğu halde namazı bozmadan rukü ve secdesine vararak tamamlamıştır. (53

Hendek saıaşı sırasında bir gün ikindi namazını ne peygamberimiz nede Ashab vaktinde kılmaya fırsan bulamamışlar. Peygamber (s.a.v) buna ziyadesiyle üzülmüştür. (54)

Hubeyd isimli bir sahahi ise iki arkadaşıyla birlikte müşriklerin ihanetine uğrayara hapsedilrniştir.Daha sonra kendisini öldürmek üzere ağaca bağlamak istediklerinde onlara : müsaad ederseniz iki rekat namaz kılayını demiş. Onlar da izin verince Hubeyd adap ve erkanına riayet ederek ik rikat namaz kıldıktan sonra müşriklere “Vallahi eğer ölümden korkarak namazı uzattığımı zannetmeyecei olsaydınız namazı biraz daha uzatırdım demiş.” Müşrikler kendisini ağaca bağladıktan sonra dininden döm seni serbest hırakalım demişler. Ancak Hubeyt onların bu isteklerini reddetmiştir. Bunun üzerine müşrikle ağaca bağh olarak işkence ederek şehit etmiştirler. Durum Peygamberimize aktarıldığında Hubeydin nama:

kılmasını ‘yerinde bulmuş kendisinden övgü ile bahsetrniştir.(55)

             Hz. Ebuhekir de “‘Nefsim_yaratılandan beri ömrüm secde de geçse yine azdır” demiştir. (56)         

47-Buhari: mevakit• 6 Müslim mevacit 282- tirmizi etnal 5••2872 Nesai salatı 231- sefer 91

48-Canan İbrahim ag.e. C.8- Say.213

49-Tecridi Sarih 2. 337

50-Nisai-İşaretün Nisa-l 7-6

51-Canan İbrahim agec. 8 sayf 223

52-Tecridi Sarih-nesai 2819- Alusi tef.137 ibn-i kesr440

53-Köksal .M. Asım islam tarihi 4/125-El Menhel el Azbul mevrut —Şerhi süneni Ebu Davut

54-Buharı- Muvakıt 36-38- Müslim Mesacit 209- Tirmizi

55-Buhari-mevazi 38-Köksal M.Asım İslam Tarihi 4/1428 Özdemir Sabri namaz rehberi.

56-Davut oğlu Ahmet selarnet yolları. 3/7

 

 

 

 

 

 

 

NAMAZIN İNSAN VE TOPLUM HAYATINDAKİ FAYDALARI

Cemaatle Namaz : Dinimiz cemaate çok ehemmiyet vermiş ve Müslümanların cemaat ve birlik olmalarını teşvik etmiştir. İslami birliğe ulaşmada en muasır bir vasıta namazdır,Günde beş vakit camide birleşen Müslümanlar aralarında mevcut olan çeşitli farklılıkların ortaya çıkaracağı tefrikayı ortadan kaldırabileceklerdir.

Bu sebeple Resulullah (s.a.v.) pek çok ladislerinde namazların cemaatle kılınmasını emretmiş,münferit kılmak için ruhsat isteyenier sıkı şartlar altında ruhsat vermiştir. İki gözü kör olan Abdullah Abdullah ümmi Mektum evinde kılma runsatı isteyince önce vermiş, sonra geri çağırıp ezanı işitip işitmediğini sormuş işittiğini söyleyince ruhsatı kaldırmıştır. (57)

Ayrıca cemaatle kılınan namazın tek başına kılınan namazdan daha fazla sevaba vesile olacağı Hz. Peygamber (s.a.v) den gelen rivayetler arasındadır. Ancak cemaatle kılınan namazların tek başına kılınan namazlardan kaç derece efdal olduğu hususunda ihtilaf vardır.

Kütüb-i Sihah’ da yirmibeş derece derece rivayetleri olduğu gibi yirmi yedi derece rivayetleride vardır. Buharinin Ebu Hureyre (r,a) dan rivayet ettiği hadiste şöyle buyrulmaktadır: “Nebiyi Ekrem (s.a.v) buyrdularki kişinin cemaatle kıldığı namazın sevabı evinde ve iş yerinde kıldığı namazdan yirmi beş kat fazladır. Şöy!e’ ki ahdest alınca güzel bir ahdest alır sonra mescide gider evinden çıkarken sadece mescit gayesiyle çıkmıştır. Bu sırada attığı her adım sebebiyle bir derece yükseltilir ve bir günahı affoiunur.Namaz kılarken namarda olduğu müddetçe melekler ona rahmet okumaya devam ederler ve şöyle derler Ev Rabbimiz buna Rahmet et merhamet buyur.” (58)

Diğer bir rivayette ise bu derece yirmi yedi olarak ifade edilmektedir.(59)

Gazali narnazın faziletini geniş bir şekilde izah ettikten sonra “Cemaatle namazı kılan kişilerde toplum şuuru İslam -i değerleri yaşatma arzusunun daha kuvvetli olacağını, cemiyetin fertleri arasında sevgi, saygı, birlik ve beraberliğin gelişeceği kavga, niza ve düşmanlık gibi kötü hasletlerin yok olacağını bildirir. (‘60)

Cemaatle narnazın ehemmiyetine binaendir ki namaz farz kılındıktan sonra ilk kılınan namazın cemaatle kılındığı rivayet edilmektedir(6l)

Cemaate devam İslam şiarından ve iman alemetlerinden sayılarak cemaati terk edenler cezaya müstehak olacakiarı hususunda uyarılmışlardır.

Bu hususta Ebu Hüreyreden gelen rivayette Peygamberimiz Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır :“Münafıklara en ağır gelen namaz yatsı narnazıyla sabah narnazıdır. Eğer bu iki namazda ki havrın ne olduğunu bilselerdı emekliyerekte olsa onları kılmaya gelirlerdi. Nefsim kudreti elinde bulunan za a kasem olsun ki ozan oku ıupta nanıaza başlamayı sonra namaz kıldırmaya yerime birisini bırakmayı sonra da beraberimde ellerinde odun desteleri olan bir gurup erkekle gidip namaza gelmeyenlerin evlerini üzerlerine yıkmayı düşündüm.” (62)

Sonuç olarak diye biliriz ki en rnakbul ibadet hiç şüphesiz Allahu Tealanın emrettiği için onun emrini niçinsiznedensiz ve halis bir ku! olarak yerine getirmek niyetiyle yapılandır. Müslümanlar bu niyetle namazlarını kılarken nek çok bedeni, ruhi ve toplumsal yararlar da sağlarlar. (63)

Bunlar ııarr.z kı!manın gayeleri değil sonuçlarıdır. Biz bu risalemizde daha çok namazın mana ve onernıne aaırhl eıIı iakaıı edı r k ovk hr sumallu konuyu muhtasar bır rısalede enıs nı eçııde ele almk mümkün değiidir. Namazın muhteviyat ve şartan hakkında çok sayıda eser bulunduğu izin biz bu hususiarı ele almaktan ziyade ramazırı maria ve ehemmiyetini açıklamaya çalıştık.

                                                                                                                       

57-Müslim Mesacit 255-Nesa-i irnamet 50(209) Ebu Davut salat 47

58-Buhari Ezan 30. Cuma 2 müslim salat, 272(649) Ebu Davut salat 49-Tirmizi salat 245 İbni mace mesacit

59-Buhari ezar 30, Müslim. salat 272

60-Gazzali ihya 1 /4O3-430

61 Olgun tahir el Mevlevi m,İbadet tarihi sayfa 25

62- Buhari erar 29- Husumeti 5-müslim mesacit 252- muvatta salatul Cuma 3- tirmizi salat 1652-

63-Akbulut Fahrettin ilim gözüyle İslamiyet.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

DUA

Ey Rabbimiz Bizi namazı dost doğru gereği gibi kılan kimseler kıl. Zürriyetimizden, soyurnuzdan gelenleri de bu yolda kıl.ey Rabbimiz duamızı kabul eyle.

Ey Rabbimiz : ancak sana tevekkül ettik. Sana güvendik ve yalnız ibadet için sana yöneldik. hata ve kusurlarımızı affet. Günahlarımızı bağışla.

Ey Rabbimiz : unuttuk veya yanıldıysak bizi ondan hesaba çekme. Yarabbi bizden öncekilere verdiğin (yüklediğin) nusubetler gibi bizlere ağır yükler yükleme.

Ey Rabbimiz : Güç yetiremeyeceğimiz şeyleri bize yükleme.Bizden meydana gelen günahları affet. Bizi affedipr bağışla. Bize merhamet edip bağışla.Esirgeyen Mevlam ız yardımcımızsın. Kafirler topluluğu üzerine bize yardım ve zafer ihsan eyle

Ey Rabbimiz : Bize dünyada ve ahirette de iyilikler ihsan eyle. Bizi cehennem azabından koru.Kıyamet gününde bizi anne babamızı ve bütün inananları bağışla. AMİN

 

 

 

 

 

 

 

 

                                                                                                            Mustafa  BAYTAR

                                                                                                              Kartal  Müftüsü

                                                                                                    

                                                                                                 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

B İ B L İ Y O G R A F Y A

 

Alusi, ebul fadl şihabuddin es seyyid el bağdadi (v.1270)

Ruhul meani, fi tefsir-il-kuran-ül azim.bulak 1301 (ı-v)

 

Beyzavi, nasruddin ebul hayr Abdullah b.ömer (v.685-1286)

Envarut tenzil ve esrarut tevil, mısır 1968

 

Buhari, ebu addilleh Muhammed b.ismail (v.256-870)

Essahih, İstanbul 1315/1979

Tecrid-i sarih tercemesi ve şerhi (mücteba uğur, mehmet cemal sofuoğlu).

 

Canan İbrahim,

Kütüb-i sitte muhtarası terceme ve şehri,Ankara 1990

Hz.peygamberin sünnetinde terbiye-Ankara 1980,diyanet işleri başkanlığı

 

Cassas, ebu bekr b.ahmet b.ali er razi (370/980)

Ahkam-ul kuran, Beyrut 1355

 

Çantay hasan basri;

Kuranı hakim ve meali kerim,

 

Davutoğlu Ahmet;

Sahihi Müslim terceme ve şerhi

 

Duman ehmet zeki,

Kuranı kerimde adabı muaşeret,görgü kuralları,İstanbul 1986

 

Elmalılı Muhammed Hamdi yazır,

Hak dini kuran dili

 

Gazali ebu hamid muhammed b.muhammed (v.505)

 

İhya-u ulumiddin,Ahmet serdaroğlu tercemesi

 

Hamdeli ebu Abdullah Ahmet b.muhammed (v.241/855)

El müsned Beyrut 1389

 

İbni kesir,ebul fal İsmail b.kesir ed bimişki (v.774/1370)

Tefsir-ül kuranül azim,Bekir karlığa,bedrettinçetiner tercemesi, İstanbul 1984

 

İbnu mace,ebu abdillah Muhammed b.yezid el kazvini (v.275/889)

Es sünen tahkik Muhammed f.abdul baki, mısır 1975

 

Kutup seyyid,

Fi zilal-il kuran tercemesi İstanbul

Müslim ebul Hüseyin en nisaburi(v.261/874)

Es sahih tahkik m.f. abdul baki, kahire 1955

 

Nesai abdirrahman (v.303/915)

Es sünen

 

Nevevi, muhiddin (v.676/1272)

Riyazüs salihin tercemesi kavumiddin burslan,hasan hüsnü

Ankara 1980

 

Özdemir Sabri,

Namaz rehberi,Ankara 1990

 

Er razi ebu abdilleh el kuşeyri (v.605/1208)

Meristihul cayb (ikinci baskı tarhsiz )

 

Tirmizi ebu isa es-sevri (v.279/892)

Es-sünen,kahire 1937

 

Sabuni,Muhammed ali

Revaiul-beyan tefsirü ayetül ahkam-ül kuran,şam 1977

 

 

 

B İ B L İ Y O G R A F Y A

 

 

 

 

 

 

 

Alusi, ebul fadl şihabuddin es seyyid el bağdadi (v.1270)

Ruhul meani, fi tefsir-il-kuran-ül azim.bulak 1301 (ı-v)

 

Beyzavi, nasruddin ebul hayr Abdullah b.ömer (v.685-1286)

Envarut tenzil ve esrarut tevil, mısır 1968

 

Buhari, ebu addilleh Muhammed b.ismail (v.256-870)

Essahih, İstanbul 1315/1979

Tecrid-i sarih tercemesi ve şerhi (mücteba uğur, mehmet cemal sofuoğlu).

 

Canan İbrahim,

Kütüb-i sitte muhtarası terceme ve şehri,Ankara 1990

Hz.peygamberin sünnetinde terbiye-Ankara 1980,diyanet işleri başkanlığı

 

Cassas, ebu bekr b.ahmet b.ali er razi (370/980)

Ahkam-ul kuran, Beyrut 1355

 

Çantay hasan basri;

Kuranı hakim ve meali kerim,

 

Davutoğlu Ahmet;

Sahihi Müslim terceme ve şerhi

 

Duman ehmet zeki,

Kuranı kerimde adabı muaşeret,görgü kuralları,İstanbul 1986

 

Elmalılı Muhammed Hamdi yazır,

Hak dini kuran dili

 

Gazali ebu hamid muhammed b.muhammed (v.505)

 

İhya-u ulumiddin,Ahmet serdaroğlu tercemesi

 

Hamdeli ebu Abdullah Ahmet b.muhammed (v.241/855)

El müsned Beyrut 1389

 

İbni kesir,ebul fal İsmail b.kesir ed bimişki (v.774/1370)

Tefsir-ül kuranül azim,Bekir karlığa,bedrettinçetiner tercemesi, İstanbul 1984

 

İbnu mace,ebu abdillah Muhammed b.yezid el kazvini (v.275/889)

Es sünen tahkik Muhammed f.abdul baki, mısır 1975

 

Kutup seyyid,

Fi zilal-il kuran tercemesi İstanbul

Müslim ebul Hüseyin en nisaburi(v.261/874)

Es sahih tahkik m.f. abdul baki, kahire 1955

 

Nesai abdirrahman (v.303/915)

Es sünen

 

Nevevi, muhiddin (v.676/1272)

Riyazüs salihin tercemesi kavumiddin burslan,hasan hüsnü

Ankara 1980

 

Özdemir Sabri,

Namaz rehberi,Ankara 1990

 

Er razi ebu abdilleh el kuşeyri (v.605/1208)

Meristihul cayb (ikinci baskı tarhsiz )

 

Tirmizi ebu isa es-sevri (v.279/892)

Es-sünen,kahire 1937

 

Sabuni,Muhammed ali

Revaiul-beyan tefsirü ayetül ahkam-ül kuran,şam 1977

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İSLAMDA AİLEVİ SORUMLULUKLAR VE ÇOCUK TERBİYESİ

 

İslam dini, Allah u  teala tarafından, insanlara dünya ve ahirette saadete erişebilecekleri için yoi gösteren, Allah’ a nasıl ibadet edileceğini açıklayan ve birbirleriyle ilgili münasebetlerde Müslümanların uyacakları esasları belirten ilahi bir nizamdır.

İnsan hayatında cemiyetin yeri ne ise cemiyet hayatında da ailenin yeri odur.aile insanlığın varlığı ve devamı için zaruri olduğu gibi dünyevi sulh ve saadeti için de zaruridir. Aile yapıları sağlam cemiyetler, sıhhatli aileleri huzurlu fertleri, huzurlu ve bahtiyardır. İnsanlara uhrevi hayatları kadar dünyevi hayatları içinde sulh ve saadet yolları gösteren İslamiyet toplumun temelini teşkil eden ailenin huzur ve sağlamlığını temin etmek gayesiyle kur’an-ı Kerimde kuruluşundan dağılmaya kadar yani nikahtan boşanmaya ölüme kadar olan ailevi ilişkileri ahlaki, hukuki ve içtimai yönden ele almış aile ile ilgili hemen hemen bütün konuları en mufassal bir şekilde açıklamıştır.bir çok ayetlerde evlenme, boşanma, iddet bekleme vb. gibi çok çeşitli konulara temas edilmiş aie hayatına dair bir çok hususlar bazen mufassal bir tarzda açıklanmıştır.(4) Hz. Peygamber (s.a.v.)’ de özel hayatında aileyi yaşayışın adap ve erkanını beyan etmiş aynı zamanda da ashabına normal bir aile yolunun aile düzeniııin temini için gerekli uyarı ve tavsiyeleri ile bu konuda hidayet rehberi olmuştur.

Bizde bu risalemizde içinde bulunduğumuz asırda her geçen gün eh9ernmiyeıini artıran ve bu sebeple bütün dünyada aktüalitenin baş meselelerinden biri haline gelen ailevi sorumluluklar ve çocuk terbiyesi üzerinde durmayı uygun bulduk.

Aile asıl itibariyle karı ve kocadan meydana gelir. Çocuklar ise ailenin ikinci derecede bireyleridirler. Allah u Teala “Kaynaşmanız için size kendi cinsinizden eşler yaratıp da sevgi ve merhamet peyda etmesi de onun varlığının delillerindendir Doğrusu bunda iyi düşünen bir kavim için ibretler vardır.”(5) buyurarak insanları evlilik konusunda tefekküre davet etmiştir.kur’an-ı Kerim evlenmede şahsi hevesler değil, terbiye şartlarına uygun bir ailenin kurulmasını emredeı. bu maksatla “hoşa giden”“mümin kadınlarla”“ailelerinin izni ile ”nikahlanmayı tavsiye eder.(6)

Bir başka ifadeyle nikah edilecek kadın mutlaka mümin olmalıdır.Güzelli,

zenginlik. asalet gibi hoşa gidecek vasıfları sebebiyle gayri Müslim kadınla

evlenilmemelidir._________ __________________ __________________________________

1-

2-

3-

4- Rum (3O 21

5- Rum (30’ı 21

6- Nisa (4) 3-25

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu mühim hususu şu ayette dile getirilmektedir : “Ey müminler iman edinceye kadar put perest kadınlarla evlenmeyin. İman etmiş bir cariye beğenseniz bile putperest bir kadından kesinlikle daha iyidir.İman edinceye kadar putperest erkekleri mümin kadınlarla evlendirmeyin.İnanmış bir köle beğenseniz bile putperest bir kişiden kesinlikle daha iyidir. İşte onlar ateşe çağırırlar. Allah ise izniyle cennete ve mağfirete çağırır. Ve insanlar ibret alsınlar diye ayet1erin açıklar.” (7)

Bir başka ayette ise bu yasağın terbiyeye müteallık olan sebebi de beyan edilir “Nuh şöyle demişti : Ey Rabbim kafirlerden hiç kimseyi yer yüzün de bırakma, Çünkü sen onları bırakırsan senin kullarını saptırırlar ve ancak bir nankör facir doğururlar, ve yetiştirirler.”(8)

Hz. Peygamber (s.a.v) ‘de ısrarla dindar kadınla evlenmeyi tavsiye etmiş (9) ahlaksız muhitte yetişen güzel kadını “çöplükte yetişen kırmızı güle” teşbii ederek böyleleriyle evlenmekten kaçınılmasını emretmiştir. (10)

Müşriklerin ancak müşriklerle evleneceklerini ifade eden Kur’ an-ı kerin ayrıca zani ve ahlaksız olanlarla da evlenmemeyi emreder. (11)

Kur’ an-ı kerim ve hadisi şeriflerde ailenin tesisinden sonra ilişkilerin norma. olarak sürdürülebilmesi aile hayatını huzur ve refah içerisinde devamın temini içinde yine aile bireyleri için yerine getirilmesi gereken sorumlulukla ve muaşarat esasları zikredilmiştir.

 

AİLEDE KARI- KOCANIN BİRBİRİNE KARŞI GÖREVLERİ

 

Kadın, erkek biri diğerinden yaratılmış birbirlerinde sükün bulmaları için birleştirilmiş, karı-koca rolü içerisinde toplumun temelini teşki eden aileyi kurmuşlardır.

Kur’an-ı Kerimde : “Kadınlar sizin için, sizde onlar için birer elbisesiniz” (12) diye buyurulmaktadır.

Karı- koca tıpkı bir elbise gibi birbirlerini sarıp bütünler eksiklerini tamamlar, kusurlarını giderir, namus v

iffetini korur günaha girmekten alıkoyar. (13) bu sebeple böyle bir bütünleşmeyle bir araya gelen kadın v

erkeğin yerine getirmek zorunda oldukları önemli ahlak görevleri vardır.

 

KADININ KOCASINA KARŞI GÖREVLERİ

 

a) İtaat etmeli : İslam’a göre aile sistemi içerisinde istişare esastır. Ancak koca yaratılışı icabı ailenin diğer bireylerine göre güç, kuvvet, azim, dayanıklılık, siyaset ve geçim temini gibi konularda daha ehil olduğu için karar ve hakimiyet yetkisi eneğe “ermiş£iı. (14) Nitekim Kur’ an- ı Kerimde “Allahın

onlardan kimini (erkekleri) kirninden (Kadınlardan) üstün kılması ve mallarından infak etmeleri sebebiyle erkekler kadınlar üzerinde hakimdirler.” (15)

                                                                                                                     

7 -Bakara (2) 22

8- Nuh (71) 26-27

9- Müslim ibnül  hacac el kuşeyri (5fl sahihi Müslim kahire 1950 rada 33, ebu isa Muhammet 279.

10- Acluni. Kesful Hafa,l,272, Muhammet el haravi 1014, şerhü aynül ilim ve zeynil hilim Beyrut 1552,1,2

ii— N.ır (24 3

12- Bakara (2 287

13 kılavuz saim KÖTEN, Akif ÇETİN, Osman AKGÜL,Hüseyin,Din kültürü ve Ahlak bilgisi ist,1985

14 esr razi tefsürül kebir, 10_88 bursevi, ruhul, beyan 1_491

1-Nisa 4/34

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İbn-i Kesir bu hakimiyetin başta nafaka olmak üzere ailenin bütün yükünü erkeğin taşımasına dayandığını izah eder. (15)

Bir çok tefsirde sebebi nüzulu izah edilen ayeti kerime sahabeyi kiramdan Saad bin rabi ile karısı Habibe arasında geçen vakıa ile izah edilir.(17) Bugünkü mevcut medeni kanunlarda da erkeğin ailede hakimiyeti kabul edilmiştir.( 18)

Aile yuvasının huzur ve saadetini gerçekleştirmek iin erkeğe hakimiyet görevini veren Allah teala kadına da kocasına itaat etme görevini vermiş ‘ ve “iyi kadınlar itaatkar olarladır. Allahu Teala kendi haklarını nasıl korumuşsa onlarda öylece (kocalarının) haklarını koruyanlardır.” (19) buyurmuştur.

Bu aypeti kerimenin tefsirinde Fahruddin Errazi derki “Lafzı celilinde iki vecih vardIr, birincisi Allaha itaat ikincisi de kocasının haklarına saygı göstermektir.” (20)

Kocaya itaatin bu kadar önemli olması sebebiyle Resulullah (s.av) derki “Şayet insanın insana secde etmesini emredecek olsaydım, kadının kocasına secde etmesini emrederdim.” (21) buyurmuştur.Dinirniz Allah’ tao başkasına secdeyi şiddetle yasaklamış ve haram kılmıştır. Resulullah (a.s) islami esaslara göre işleyecek. ailedeki kocanın hanımı karşısındaki hukukunun büyüklüğünü ifade etmek böyle bir mübalağalı usluba başvurmuştur. (22) Aile dirliği büyük ölçüde itaate dayandığı için itaat meselesi bir çok hadisi şerifte tekrar tekrar ele alınarak te yit edilmiştir. (23)

Tirmizinin ümmü seleme (r.a.) tarıkiyle rivayet ettiği hadiste ise Resulullah (s.a.v.) efendimiz şöyle buyuruyor : “Hangi kadın kocası kendisinden razı olarak vefat ederse cennete girer.” (24) Ayrıca kocası yanında olan bir kadının farz olanların dışında oruç tutamayacağı (25) nafile namaz kılamayacağı (26), ancak kocası müsaade ettiği zaman bu gibi ibadetleri yapabileceği hükmü de karı için kocasının Allahtan sonra itaate en fazla layık birisi olduğuna delalet etmektedir. Buna göre Allahın emir ve yasaklarına ters düşmeyecek şekilde kocanın her türlü emir ve yasaklarına uyup saygı ve hürmet belirtisi olarak ta yanında yüksek bir sesle konuşmaması ismiyle seslenmeyip ona saygı ifade edebilecek bir tarzda hitap etmesi, itirazda bulunmaması, başkalarının yanında onu küçük düşürücü söz ve davranışlarda bulunmaması da. kocaya itaattendir. (27)

Nebi (s.a.v.) zamanında kadın kocası eve girince onu karşılar merhaba evimin efendisi der onun hal ve hatırını sorardı. Şayet onu üzüntülü olarak görmüşse, üzüntüsünün sebebini sorardı. Üzüntüsü dünyaya müteallık ise ‘Cenabı Hak sana kafidir” ahirete müteallik ise “Allah ziyade kılsın” der teselli ederdi.(28)

b) Aile mahremiyetlerini muhafaza etmeli : kadının kocasına karşı olan önemli davranışlarından birisi de ayeti kerimede açıklandığı üzere “gaybın gereklerine riayet etmektir.”(29) Gaybe riayet iki şekilde olabilir birincisi nefsini zina tehlikelerinden koruyarak bu konuda kocasını utandırmamalıdır. İkincisi’ de kocası olmadığı zaraan onun evini ve malını muhafaza edip telef olmaktan korumaktır. Her Müslüman’ın malı, canı ve namusu korunmaya layıktır. Evin hanımı bu konuda oldukça titiz davranmalıdır <30 Kocasının izin vermediği erkeği içeri almamalıdır. (31)

Ebu hureyre (r.a.) anlatıyor : Ey Allahın Resul ü hangi kadın daha hayırlıdır diye sorulunca Hz. Peygamber “ kocası bakınca onu surura gark eden, kocası emredince itaat eden, nefis ve malında kocasının hoşuna gitmeyen şeylerle ona muhalefet etmeyen kadın.” Diye cevap verdiler (32)

C Aile sırlarını ifşa etmemeli : Aile sırlarını ifşa etmemek hükmü karı ile koca arasında müşterek olmakla beraber özellikle kadınların dikkat etmesi gereken bir husus ta aile içerisinde gizli kalması gereken sır kabilinden söz ve durumların başkalarına yayılmamasıdır. Allahu teala şu ayeti kerime ile sırlarını ifşa edilmesini müminlere yasaklamıştır.                                                                                                            

16- ibni kesir tefsirül kuranül azi’m Beyrut 1969-1/491

17- H.tahsin emiroğlu eshabü nüzül Konya 1968/ 3-79

18-TC. medeni kanunu 152-l53-154

19-En nisa4-34

20- Er razi tefsirül kebir 10ı88

21- ibni mece essünen kita ül nikah 4,1853 tirmizi sünen rada 10- 1159

22- kütübü sitte muhtasarı terceme ya şerhi canan İbrahim Ankara 18990- 10/65

23- canan İbrahim a.g.e. 10/66

24- Tirmızi esünen rada 10-1161

25- but’ari essah K.nikah 84-150

26- Bııhar essahih k.nikah 84-150

27- Cassas Ahkamul kuran 3/39

28- Bursevi ruhul beyan 2/164

30- Buhari essahih Cuma 89- 1-125

31- Buhari a. :. k.nikah 86,4/156 Duman M.Zeki adabı muaşarat 113

32- Nesai essünen nikah 14—68- kurtubi el cami 11/170 ahmet b.hanbel müsned 2/241

 

 

 

 

“Ve hani peygamber zevcelerinden birisine sır olarak bir söz söylemişti’ de onu haber verince Allah da peygambere onu (haber verdiğini açtı) “(33)

Elmalı bu ayeti kerimeyi izah ederken derki . Ayeti kerimede evvela hadisen buyurulmakla bunun bir fiil olmadığı karı- koca arasında kalması icap eden sade bir sözden ibaret olduğu ikinci olarak da sırrın aile arasında o sırrı bilenler tarafından dahi ilan ve ifşa etmenin caiz olmadığı açıklanmaktadır.(34)

Buharinin Hz. Aişeden rivayet ettiği hadisi <şerifte de kadının aileye mahsus veya kocasına air bir sırrı eş ve dostuna hatta en yakın akrabasına söylememesi gerektiği ifade edilmemektedir. (35) zira ehemmiyetsiz addedilen nice şeyler vardır ki yerine göre pek büyük öneme haizdir. $-latta karı kocanın arasının açılmasına ve geçimsizliklerine dahi sebep olurlar. Böylesi hassas konularda aile fertlerinin oldukça titiz davranıp, aile sırlarını başkalarına ifşa etmemeleri aile yuvasının selameti açısından elzemdir.   

 

KOCANIN HANIMINA KARŞI SORUMLULUKLARI

Kadın kocasının emir ve yasaklarına itaat eder, kendisine karşı saygı ve hürmette bulunur ve yuvasına sadakatle bağlanırsa kocanında şeriata uygun örf ve adetlere göre (36) hanımının hakkını ve hayrına olan şey1eri yerine getirmesi üzerine bir vecibe olur. (37) Her şeyi kadından beklemek kocanın yükümlülüklerini nazarı dikkate almamak elbette ki ailenin mutluluğu bakımından uygun olmaz. Bu hususta Allahu Teala: “Erkeklerin kadınların üzerindeki hakları gibi kadınlarında erkeklerin üzerinde bir takım iyi davranışa dayalı hakları vardır.” (38) buyurarak karşılıklı hak ve vazifelerde eşitlik ilkesine göre karı- koca hayatını dengelemiştir.

a)Ailenin geçimini temin : Allah u Teala ailenin maddi mesuliyetinin erkeğin üzerine Olduğunu beyan ederek. “Onların (annelerin) maruf, vechile yiyeceği, giyeceği, çocuk kendisinden olan babaya aittir. 839) buyurur.Hanımın “katı derecede yiyeceği ifrat ve tefritten uzak kalmak şartıyla giyeceğide kadının kocası üzerine tereddüp eden haklarından olduğu bildirilmektedir.

Kadınların koca üzerindeki haklarının ne olduğunu soran Hz. Muaviye (r.a )‘ ye kadınların yeme. içme, giyim ve kuşam gibi ihtiyaçlarının temininin kocaya ait olduğunu belirten şu cevabı verirler.

Hakim İbnıı M;aviye babası (r.a) dao anlatıyor : “Ey Allahın Resulü bizden her biri üzerinde zevcesinin hakkı nedir dedim.? “Kendin yiyince ona da yedirmen, giydiğin zaman ona da giydirmen. vüzüne vurmaman, takbih etmemen, evin iç hariç onu terk etmemen” diye buyurdular. (40)

Kadının hoşlanmadığı ve ona zararlı olacak şeylerin terk edilmesi gerektiği’ de kadının kocası üzerinde olan hak olarak zikredilmiştir.(41) Özellikle kadının menfaatine olan mehir vermek, nafakasını temin etmek. hüsnü muaşerette bulunmak, emir ve nehyi terk etmek suretiyle zarar vermemek de kadının haklarındandır. (42)

Hz. Peygamber (a. s) “Nafakası üzerine ‘vacip olanları (yani geçimine sağlaması gereken kişileri) ihmal etmesi bir kimseye günah olarak yeter. (43) buyurarak bu hususa müminlerin dikkatini çekmiştir.

b)Hüsnü muaşeret: Aile hayatında karı kocanın dikkat etmesi gereken önemli hususlardan biriside sevgi ve hoşgörü üzerine kurulan ailenin idamesi için de yine sevgiyi kuvvetlendiren bağlarla devam ettirmiştir. Bu konuda en büyük görev kocaya düşmektedir. Allah Teala “Onlarla (Kadınlarla) hoşlanmamış olabilirsiniz.(44)ayeti celilesiyle yatak ve infak hususlarında insaflı söz ve sohbette tatlı ve güler yüzlü olmayı kocalara emretmiştir.(45)

                                                                                                                     

33- Elmalı hak dini 4/511

34- Müslim essahih nikah 12.3/1437 Ebu Davut sünen. ed 37-4870

35- Tahrim 663

36- Bursevi Ruhuli beyan 1/354

37- Er.Raai Tefsirül Kebir 116

38- Bakara (2’ 228

39- Baka 2-233

40— Ebu Davut Nikah 42-2142/2143/2144

41- Taberi Ebu Cafer  muharnmed b.cerir. camiul beyan Mısır 1945- 2/453

42- Nesefi Nedarık 1-134

43- Riyazüssalihin 1-331

44- Nis 66-69

45- Elmalılı hak Dini 2/1320

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“Yuvalar ancak ve ancak sevgi esası üzerine kurulmuştur.”(46) diyen Hz. Ömer (r.a) hanımlarından şikayet eden kocaları ikaz etmiş, sevmek ve sevdirmek için yollar aramaları gerektiğini onlara tavsiye etmiştir. İbni Abbas (r.a) onlarla hüsnü muaşeretin gereği olarak hanımların bizler için süslenip güzel görünmeye gayret etmeleri gibi bizimde onlar için süslenip güzel görünmemiz gerekir. Görmüyor musunuz Allah Teala buyurmuş günaha sebep teşkil etmeyecek derecede süslenmenizi emretmiştir. (47) demiş ve herkesin hanımına karşı zahiri olarak.süslenmesi durun ve tavırlarını güzelleştirmesi gerektiğini beyan etmiştir.Hz. Ömer (r.a) da “Erkeğin suhulet ve ünsiyetle hanımı yanında çocuk gibi olması gerekir, toplum içerisinde yine erkek olsun” (48) demek suretiyle kadınlara karşı her zaman ciddi ve sert olmamalarını aksine bazen çocuksu harekatlarla onu memnun edecek şekilde davranmalarını tasfiye etmiştir.

Gazali de hanımlar la hüsnü muaşaretin nasıl olması gerektiğini açıklarken “Kendilerini memnun edeceği için hanımların zahmetlerine katlanmak, şaka ve oyunlarına iştirak etmek lazımdır. Zira Allahın Resulü de aynısını yapıyor hanımları ile şakalaşıyor zaman zaman seviyelerine inerek onların gönüllerini hoşnut ediyordu” Hatta rivayet edildiğine göre Hz. Aişe validemiz ile yarışıyor, bazen onu geçiyor bazen de o Resulullah (as) geçiyordu. (49).

Hz. Peygamber (s.a.v) “Ey ümmetim kadınlara iyilikle muamele etmenizi emrederim.” (50ı diğer hadiste “Müminlerin imanca en mükemmel olanı ahlakan en iyi olanlarıdır, ve hayırlı olanlarınız kadınlara karşı hayırlı olanlardır. (51)

c) Hoşgörülü olmak:Her insanın olduğu gibi kadınların da her yönüyle mükemmel olmaları mümkün değildir. Onlarında insan olarak hoşa gitmeyen davranışları olabilir. Bu davranışlar “fuhuş derecesine varmadıkça aşırı geçimsizliğe neden olmadıkça onları affetmek” aile reisi olarak koçanın yapacağı en şuurlu bir harekattır.(52) bu hususta Allahu Teala “eğer kendilerinden hoşlanmadınızsa olabilir ki Allah sizin hoşlanmadığınız bir şeyde bir çok hayır taktir etmiştir” (53) yani “Ondan salih bir evlat vermek suretiyle sizi rızıklandırılabileceği gibi” (54) hoşunuza gidebilecek yönleri de vardır. (55) bunları da göz önüne alarak hemen kızıp hoşnutsuzluk çıkarmayınız. Özellikle affedilmesi gereken kusurlar varsa <36) onları hemen başa kalkmadan görmezlikten gelmek.(57) diye yine Allahu Tealanın bu konudaki tavsiyelerindendir.

Bazı kadınlar vardır ki oldukça kabiliyetlidirler.Kocalarının en küçük iyiliğini bile şükranla karşılarlar. bazılarıda en basit bir kötülükten dolayı bütün iyilikleri unutup senden hiçbir şey görmedim (58) diyerek küfranı nimette bulunurlar Genellikle kadınlar da bulunan bu özellikler erkekler tarafından çok iyi bir şekilde değerlendirilip af ile geçirilmelidir. Zira onları eğitip her yönleri ile kusursuz hale getirmek mümkün olmayabileceği gibi fazla üzerine gitmekte kırılmalarına sebebiyet verebilir. (59)

Bundan dolayı Hz Peygamber “Kadın kaburga kemiğinden yaratılmıştır, doğrultmaya kalkarsan kırarsın, fakat onu hali üzere terk edersen eğriliğine rağmen ondan istifade edebilirsin” (60) buyurarak erkeklerin dikkatlerini çekmiş anlayış ve hoşgörülü olmalarını tavsiye etmiştir. Kocanın dikkat etmesi gereken konulardan biriside hanımı hakkında yersiz şüphe ve suizandan kaçınmasıdır. Bu karı kocanın açılmasına sebep olabilir, Alla hu Teala : “Ey iman edenler zannın çoğundan kaçının zira zannın bir kısmı günahtır.9irbirinizin aym1arınıda araştırmayınız” (61) buyurarak müminleri bu konu da uyarmış yersiz şüphe araştırmaları da reddetmiştir.

                                                                                                                     

46- Kurtııbi el cami 3/123

47- Kurtubi a.g.e 3/123-124

48- Duman m. 7.eki K. Adabı Muasarat 119

49- İmanı-Oaze1i 9va 2/44 İbni mace K,Nikah 1/636

50-nevevi riyazüssalihin 1-319

5 1— İbni mace k,nikah 50. 1977/ H.ı.636

52— Kıırtubu el cami 5/98

53 -Nisa 4-19

54- kurtubi el cami

55- Müslim esse.hih k.rda 18/1469

56- ebussuid el irşad 2-158

57- Teğahun 64,14

58- Buhari essah K nikah 88,61181

59- Duman zeki a.g e 121

60- Buhari essahih nikah 79.-enbiya 1-edep 31-85- :rikak 23, Müslim, Rada, 65- (1468) tirmizi talak 12-1 188

61- Hucuat (49)11

 

 

 

 

 

Hz. peygamber de karı koca arasında ki müveddeti sarsacak birbirleri hakkında itimatsızlığa sevk edecek geçimsizliğe neden olacak zandan sakınılmasını tavsiye ederler.(62) hiç sebep yokken ve şekildeki şüphe ve tecessüslerden men etmekten başka kadının kocasına karşı güzel olmayan bir kılık ve kıyafetle görünmemesi, uykunun ve heyecanı süslenip kılık ve kıyafetini düzeltmeye mani teşkil etmesi sebebiyle hoş görünümde olmayacağı için kocanın seferden dönüşü bile normal zamana ayarlanmasını tavsiye eder ve “sizden biriniz uzun zaman ailesinden ayrılmışsa dönüşünde evine gece gelmesin” (63) der bununla da karı koca arasında ki sevgiyi zedeleyecek en küçük şeylere dahi dikkat etmek gerektiğini beyan ederler.

 

EBEVEYN-EVLAD İLİŞKİLERİNDE SORUMLULUKLAR VE ÇOCUK TERBİYESİ

 

a) Çocuk Sevgisi :İslam dini insanları evlenmeye ve çocuk yetiştirmeye teşvik eder. (64) İslam nazarında çocuklar dünyanın en güzel ve en hayırlı metaıdır. Evin bereketi, gözlerin nuru, kalplerin süruru, cennet kokularından bir koku, izdivaç ağacının sevimli bir meyvesidir.(65) bundan dolayı K.Kerim anne babaların evlatlarına karşı fitrı deruri bir sevgi ve şefkat beslediklerini ifade eder. (66 bu kısım bazen bir kısım ayetlerde ve hadisi şeriflerde “çocuk” kelimesi yerine “göz bebeği” manasına gelen “kurretül Ayn” ifadesi kullanılarak ifade edilir. (67) kalpleri meyvesi manasına gelen “sümeretül kulup” ve mesala çocuk talebi yerine “Kurretül ayn” talebinde bulunulur. (68)

Çocuğa karşı duyulan sevgi bazen de evladın maruz kaldığı musibet karşısında anne ve babanın yaşadığı ızdırap dile getirilerek ifade edilir, Sure i yusufta Hz. Yakubun oğlu Hz. Yusuf a karşı duyduğu asil şefkat ve onun kayıp olması karşısında gözlerinin kör olmasına müncer olan ağlama ve ıstırapları çok dokunaklı bir şekilde hikaye edilir. (69)

Hz. Peygamber (a.s da oğlu ibrahim doğunca kendisine doğum müjdesini getiren azaldı kölesi Ebu rafi e bir köle hediye ederek onu izhar etmiştir. (70) Nil nehrine atılan bebek Musa karşısında annesinin durumu ile alakalı bahislerde de annenin çocuğuna karşı duyduğu kalbi sevgi ve şefkatin kur’ an da teyidini görürüz. (71) Ayrıca Kur’an-ı Kerimde de doğacak çocuklarla ilgili haberler müjdelemek müjdelemek maksadıyla gelmiştir. Hz. yakubun, Hz. ismailin verilişleri müjde olarak belirtilmiştir. (72)

Çocuk sevgisinin bu fıtrılığı sebebiyle olacak ki, boşa giden her çeşit güzelliklerin mecmuu olan ahire ve cennet hayatında da müminler bundan mahrum edilmeyecek çocuk sevme nimetiyle nim etlendirileceklerdir. Kur’an-ı Kerim üç ayrı surede tekrarla “seçilmiş incilere” teşbik edilen cennet çocuklarından bahsedilir

O “Cennetliklerin” etrafında daima taze kalan çocuklar dolaşırlar ki sen onları gördüğün zaman seçilmiş birer inci sanarsın (73) İşte Allahu Teala çocuğun bir sevinç kaynağı ve anne-babanın kendisiyle müjdelenmeye layık bir varlık olduğunu haber verdiği gibi bir “imtihan” sebebi (74) olabileceğini bildirerek anne-babaların çocuklarına karşı görevlerini yerine getirmeleri hususunda dikkatli olmalarını ister.

“Ey iman edenler kendinizi, çoluk çocuğunuzu yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun onun başında iri gövdeli sert tabiatlı Allahın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emrettiklerini yapan melekler vardır, (75)buyurmaktadır.

b-çocuk Terbiyesi : Terbiye Arapça asıllı olan bir kelime lugat yönünden RBV maddesinden

müştaktır Bu madde kamusa göre “bir nesne nema bulup atmak, Yüksek yere çıkmak ve bir nesne şişip

kabarmak” manalarına

 gelir (76) şu hal de tefil babından olan “terbiye” de lugat yönünden bir şeye neşvü

nema vermek hiiyütmek,_yükseltmek manalarına gelir.(77)                                                    

62- Müslim essahih k.imaret 56-715-184-85

63- Müslim a.g.e. K.imaret 715-184

64- Nur 24- 32

65- Tirmizi m. ehadis  156-H. 131- Karabulut Osman is1an da çocuk terbiyesi 11.

66- Tirmizi a.g.e. 156

67- Furkan (25, 74 kassas 28/9

68- Canan İbrahim Hz.peygamberin sünnetinde terbiye 83

69- Yusuf suresi 12-83-84

70 –ibni abdilber el istiab fi marifetil ashap 1328-1-41

71- Kassas28-10  taha 20-40

72- Safat 37_101/ zariyat 51/28

73- insan 76-19 vakıa  36-17

74- enfal 8-28

75- tahrim 66-6

76- Kamus-ı okyanus asım efendi istanbul 1305-3/8 19

77- a.g.e. 2-970

 

 

 

 

 

 

İstilahi yönden ise terbiyenin pek çok tarifi yapılmış olup birkaç tanesini verelim

1) Terbiye “Kulu vazife-i diniye ve dünyeviyesini bi hakkın ifa edebilecek bir hale ishal eyİemektir.(78)

2) Eflatun’a göre beden ve ruha müstehak oldukları tekamülü temin etmek.(79)kabil olduğu kadar hüsün ve kemal vermektir. (80)

3) Herbert SPERSER terbiye insanı mükemmel bir hayata hazırlayan adam yetiştirme sanatıdır.(8l)

4) Alman DANZEL terbiye,fıkir. Ahlak ve ben rne1kelerinin gelişmesine yardım eden melekedir (82)

M.A. aynı terbiye hususunda yapılan çeşitli tarihler tetkik edilecek olsa neticede hepsinin k tarife icra edilebileceğini ifade ettikten sonra terbiye Çocuğun birbirlerine uygun olmak üzere kuvvetlerini onu tabiati insanivyenin rnüteharnmil olduğu kemaline en yüksek derecesine eriştirecek surette tenmiye yetiştirme sanatdır. (83) der,

Bu vb. tariflerden anlasıldığı üzere terbiye insanın doğuştan sahip olduğu melekeleri güzel bir şekilde açığa çıkarmak kabiliyeti ölçüsünde verilecek kültür ile ruh ve bedene müsait olduğu güzellik ve olgunluu vermek suretiyle dünya ve ahiret saadetini temin etmesinde yardımcı olmak manasına gelmektedir.

Terbivenin fert ve cemiyet hayatındaki ehemmiyetini beliıtme saadetinde Leibniz “terbiye işini bana bırakın size bir asır içinde Avrupanın çehresini değiştireyim” demiştir.(84)

İbni mcenn tahric ettiği bir rivayette 11:. peygamber (a.s) “Ben ancak bir muallim olarak göndrildim”(8) diyerek kendisini bir muallim bir mürebbi ve bir terbiyeci olarak tanıtmaktadır. Bu hadis bize pevgamberiik gibi beşer tarihinde birinci derecede rol oynayan bir müessesenin esas vazifesinin ne olduğunu göstermekle kalmak terbiyenin ehemmiyetine de dikkat çeker. Diğer bir hadiste ise “Her doğan İslam fıtratı iizrine doğar Eğer anne babası Müslüman sa Müslüman, Yahudi veya hırıstiyansa hırıstiyan, mecusu ise Mecusi alarak yetiştirir’ (86) Hz. peygamber (a.s) burada sadece dinin değil sonradan iktisap edilen bütün bilgi tecrübe ve alışkanlıkların de terbiye olduğunu ifade etmiştir. (87) Ancak hadiste şahsiyerin yapısına giren en mühim unsur olan akide unsurunun zikriyle bu söylenmiş oluyor e\r’amnerl’n en muhım gavesı ıerhı3e olunca yenı yetişen neslın sorunlarının da en mulıem vazifesi terbiye dolmalıdır. [iz. Peygamber çocukların terbiyesinden behemahal babaları sorumlu utmuş ulemada baba olmadğı taktirde dede. anne ve “asi olarak berkim üzerine almışsa (88) ona hiç birinin bulunmadığı tirde sultana (89> tevdi ederek çocuğu mtirebbisiz bırakmamıştır.ebu hureyreden gelen bir rivayette “çocuıın nahası üzerindeki hakkında biri isıniri ve edebini güzel yapmasıdır.”(90)

Abdullah !.hni ebı cemre . kişinin vesayeti altında bulunardara (zevce, çocuk, köle vs.) karşı hukuki mükelefiyeedrin n müimi olarak onların diyanetlerinin hıfzmı zikreder. Ozel olarak “Bu husus şeriat nazarındu cahi “ a’im herkesçe bilinen, kisve, nafaka vb. süknada daha ehemmiyetlidir. Vete kitli olarak ifade edi1nıştir. S1yeki kisve ve nafaka nıfikeHifiveti darlık ve imkansızlık halinde sakıt olduğu halde dine irşaı: ve oniu talimi hiçbir surete sakıt olmaz” der. Ve hersekin daha az mühim olan kisve ve nafaka n’uke kf\ erin h ‘ 6ı halde terbiye mukellefivetını aynı derecede bılmedığını soyleverek bu gafletın sebeplerin ık1r 1).

                                                                                                                     

78- Kınalı zade ali efendi ahlakı alai bulak 1248-2-2

79-f.ahmet terbiye dair İstanbul 1326-4

80- a.şeref ilmi ahlakı İstanbul 1321-6

81-Ali KAYIKÇI kan pıhtısı 2,300

82-a.g.e. 2-300

83-m.ayni ahlak dersleri İstanbul 1343-78

84-egemen terbiye ilminin problemleri ve terbiye felsefesi İstanbul fakültesi 1965-22

85-ibni mace mukaddime 17-1 83-229

86-ebu Davut es sünen 18,4714, buhari feyzül kadir c.2-243

87-canan İbrahim peygamber sünnetinde terbiye 44

88-nevevi fetevai iman 209-9 canan İbrahim a.g.e. 46

89-fz.kadir 2,583

90-el eszdi Abdullah ibni ebu cemre bahçet ün nufus Beyrut 1972-2-47

91-el ezdi a.g.e. 2,47,48

 

 

 

 

Terbiye şu halde; mikropların çocukları şahsiyeti inşa faaliyeti makro plandada yarınki cemiyeti kurma amaliyesidir.Bu hayati vazifenin ehemmiyetini Müslüman vicdana nakşetmek için gerek Kur’anKerim ayetlerir1de ve gerekse Hz. Peygamber (a.s) hadislerinde mükerrer beyanlar gelmiştir. Ayeti kerimede “Ey iman edenler kendinizi ve aile halkınızı yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyunuz.” (92) Burada emredilen korumanın te’dip, tezhip, güzel ahlaki talim, kötü arkadaşlardan korunmak, zevk için tenauma, ziynet - ve konforu sevdirmemek vb. gibi terbiye faaliyetleri olduğunu bildirmiştir. (93) bir başka ayette de “Ey iman edenler ‘eşlerinizden ve ç ocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır.Onlardan sakının. Ama affeder kusurlarını başlarına kalkmazsanız, hoşgörü ve bağışlarsınız bilinki Allah çok bağışlayan çok esirgeyendir. (94) buyurulmaktadır. Burada fitneden maksadın irntihan vesilesi” olduğunu belirtmiştir. (95) Bu imtahanı kazanmanın tek yolu onlara karşı vazifelerini yapmak, ahlaklarını güzel kılmak onları hayata en iyi şekilde hazırlamaktır. Aksi taktirde ahrette mesulivetten başka daha dünyada iken onlardan hukukla karşılaşacaktır.

Abdullah İbn-i Fbi cemre de hurdaki fitneden kastedilenin imtihan olduğunu belirterek sonra ebu ve çocuklarıyla imtihandan başka onlara karşı vazifelerini yapıp yapmaması olduğunu söyler <96)

Hz.pevgamber (a. s)’ in hadislerinde “terbiye vazifesi” cihad gibi en çok faziletli bilinen bir faaliyete takdim edilmiştir. Kendisine cihada çıkmak için izin için müracaat eden kimselerin geride çoluk çocuklarına bakacak kimseleri olmadığını anlayınca onların yanına dönmelerini onlarla ilgilenmelerini kendilerine emretmiştir. (97)

Çocukların yetişmesinin onlara gösterilecek ilginin cihattan üstün olduğuna dair kanaatin Müslümanlar arasında yerleşmiş bulunduğunu gösteren Tabaraninin rivayeti şöyledir : “İbn-i Mübaret kardeşleriyle beraber bir gazvede onlara sorar içinde bulunduğunuz cihaddan daha efdal bir amel biliyormusunuz? Hayır bilmiyoruz cevabını alınca ben biliyorum iffetli bir adam düşünün ailesi çoluk çocuğu var geceliyin kalkar uyumakta olan çocuklarının açılan üzerlerini örer, işte bununki bizimkinden daha efdaldır. (98) Halifi Mansur hapise bulunan eıreviIere sordurur Hapis sırasında size en zor gelen şey nedir ? çocukarımızın ıdoirıden mahrum kaldık cevabını alır. (99)

İhn-i Limer oğlunu te’ dip et. Zira bundan mesulsün Ted’ip et. Zira Bundan mesulsün. Tedip olarak ııe yapon ne öğrettin diye hesaba çekileceksin.(l00) Çocuklarınıza ikram edin ve terbivelerini güzel yapm der (ı0l’

“Kişi öidükten sonra amel defteri kapanır ancak şu Uç kişinin müstesna kendisinden sonra geriye sadakayı cariYe bırakan, akabinde halkın amel etiği ilim, ve kendisine dua eden Salih evlat bırakan” (102) kişierin amel defterleri kapanmaz.

Terhiyede takip editecek muhteUf safhalar vardır.hu sMhaları iki devreye ayırmak mümkündür. l-Tedbiri devre ki e’/ennıeye verilen kararla başlayıp doğuma kadar olan devredir.

2-tathiki m’rec: ki buda doğuırıla başlar öiüme kadar can devredir. Biz burada mevzunun geniş olması hasebi sadec aıki devreden devreden dini terbiye hususunu ele alacağız.

 

DİNİ TERBİYE MÜKELLEFİYETİ

Kuran-ı Kerirn ve hadisi şeriflerde en ziyade üzerinde durulan aileyi sorumluluk ve aile halkının dini terbivesidir.ikamet edip yaşamak üzere yer seçiminden namaz oruç gibi ibadetlerin öğretilip tatbikatına nezaret etmeye. dini yaşayışa elverişsiz hale gelen mekandan, hicret etmeye ve ettirmeye varıncaya kadar Dini hassasiyet  gösterilmesi gereken pek çok mesele Kur’an-ı kerim ve hadislerde yer alır.

                                                                                                                     

92-tahrim 66-6

93-

94-teğabun (64)14-15

95-canan İbrahim a.g.e. 44

96-behcettin nufus 1,189

97-ibni hacel el metalüp ul aliye Kuveyt 1973-2.82-1785

98-aliyyül kari şehrü ay-nil ilim 1-225

99-m uhammed esad Talas et terbiye vet talim fil İslam  51

100-

101-ibnü maced edep 2,121 13671

102-ebu Davut vesaya 14-3, 117, 288 ahmet ibn-i hambel müsned 5,269

 

 

 

 

AKİDENİN ÖĞRETİLMESİ

Aile halkına hususen yeni yetişen çocuklara her şeyden önce öğretilmesi gereken şey iman esasları bilhassa “Tevhit İnancıdır” yani Allahın bir olduğu hiçbir surette ortağı yardımcısı bulunmadığı inancıdır.Ya ve idrak yönüyle bir şey öğrenme durumuna gelen her çocuğu öncelikle bu inanç kazandırılmalıdır. Nitekim bir kısım rivayetler Hz. Peygamber (s.a.v) kendi yakınlarından bir çocuk konuşmaya başar başlamaz çocuklara tevhit öğrttiğini’ bu maksatla ( ) ayetini yedi sefer okutarak ezberlettiğini haber vermektedir. (103) ashabında kelimeyi tevhidi yedi kere söyleterek telkin etmeyi müstehap addettikleri (104) bazılarının da ( ) söyledikleri rivayet edilir.(l 05)

Hz. Peygamberin gençlere her şeyden önce imanı bilgi öğrettiğini ibni macenin şu tahrici daha açık olarak göstermektedir. Cündep lbn-i Abdullah anlatıyor “biz bir gurup genç Hz. Peygamberin yanındaydık kur’an-ı öğrenmezden önce imanı öğrendik bilahare kur’an-ı öğrendik böylece ona olan imanımız iyice arttı.”(l 06) tevbide birlikte bunun zıddı olan şirkin kötülüğü batılığı şirke düşmenin ne büyük bir zulüm olduğu da önclikle öğretilmesi gereken dini bilgiler olmalıdır.bu meselede Kur’an-ı Kerimin kaıt ettiği en güzel örnek Hz.[lokrnanın oğlu Sarana yaptığı nasihattır. Hani lokman oğluna” ona öğüt verirken şöyle demıştır ou(ct unı Alleha ortcik kosma cunku sı4 elbette büyük bır zulümdür. (107)

Çocuğu akidenen öğretilmesi deyince bundan sadece Allahın varlığını ve birliğini öğretmek anlaşılmalıdır AlIah inancı kamil manada kalplerde Allah ı bütün isim ve sıfatlarıyla tanımakla teşekkül eder.ailahı en azından subuti ve zatı sıfatlarıyla (108) tanıtarak öğretmek gerekir, İslam akidesine uygun Allah inancı bu şekilde ortaya çıkar.Ayrıca Allah inancı yanında Peygamberler ahiret dolayısıyla irnanın bütün rükünlerin  çocuklara öğretilmesi emredilmektedir.( 109)

 

KUR’AN ÖĞRETİMİ

HZ. Peygamber (s.a.v) “çocuklarınızı üç hususta yetiştirin, Peygamber sevgisi, Ehli beytin sevgisi. kıran Kuran çünkü kuranın hamelesi hiçbir gölgenin bulunmadığı (Kıyamet gününde) peygamberler ve asfiyalarla birlikte Allahın gölgesindedir” (110) buyurur.

Buharinin bi tahricinde ibni Abbas şöyle der “Hz. Peygamberin vefatın’ da ben on yaşındaydım ve El Muhkemi okudum ne olduğu sorulunca el Mufasal cevabını verince el Mufassal hücurat süresinden sonra gelen 68 adet siireve denmektedir. (111) yine buhari her halükarda çocuklara küçük yaşta kuranı kerim talim etmenin gere’tini zira kuran öğrenmiş olan çocuk buluğa erince namazda okuyacağı şeyleri bilir. ayrıca küçüklükte ezberlenen şey büyüklükte ezberlenmeden evladır. Kolaydır. (112)

İbn-i kesir ise bu konuda şöyle der “Seleften bazıları çocukları hayatlarının evvelinde bir müddet oyuna terk etmeyi sonra bütün himmetlerine kırata teksif etmeyi uygun gördüler.” Ayrıca muhtelif hadislerde kuranın talimine Müslümanlar teşvik edilmişlerdir (1 13)

 

İBADETLERİN ÖĞRETİLMESİ

İmandan  sonra, ibadetlerin çocuklara öğretilmesi e farzlar arasında da en mühim yeri işgal eden namazında çocuklara talimi ve ona alıştırılması sünnette tekitli bir yer işgal eder.Namaz normal olarak buluğa erdikten sonra farz olmakla beraber çocuğun buna alışması için daha erken yaşlarda başlatılması gerekmektedir. Hz. Peygamber (a.s.) “Çocuklarınıza yedi yaşında iken namaz kılmalarını öğretiniz.On yaşında oldukları halde namaz kılmazlarsa namazı terk ettiklerinde onları hafifçe dövünüz ve yataklarda aralarını ayırınız(l 14 Ayeti kerimede ise Hz. İbrahim in duası suretinde müminlere namaz meselesinin dini terbiyede alması gereken ehemmiyeti vurgulanarak şöyle buyurulur. “Rabbim beni ve çocuklarımı namaz kılanlardan eyle Rabbimiz duamızı kabul buyur.”(I 15)                        

103-ibni ebi şeybe musannaf 1.348

1O4-Abdurrezak musannaf 4,334

105-İbni ebi şeybe 1,348

106-ibni mace mukaddime 9,1.236

107-lokman 31-12

108- Araf 7-180 isra 17

109.-Nisa 4-(150)

1 l0-F.Z.Kadir1-225

111-Buhari Fere i ül Kuran 25/6/238

112- a.g.e. sayfa 25

113-tirmizi es sünen sevabul kuran 15/8

1l 4-ebu Davut salat 25

115- İbrahim 14-40

 

 

 

 

Namaz meselesi çocuklarla alakalı olarak başka ayetlerde de ele alınmakta ehemmiyeti zihinlerde bu açıdan da tespit edilmektedir.Kur’an-ı kerim ve hadislerde “Dinin direği olarak ifade edilmiş olan namazın din terbiyesinde de ölçü yani ana meselelerden biri yapılması istenmektedir.Öyle ki hiç bir şey hatta maddi ihtiyaçlarının karşılanması bile namazı ve namazla ilgili eğitim ve tatbikata bahane ve engel teşkil etmemelidir. (116)

Alimler yedi yaşından itibaren namaz emredilmesi hadisinden namazla ilgili her çeşit bilginin öğretilmesi gerektiğini anlamışlardır..Namaz vakitleri, farzları. sünnetleri, vacipleri namazda okunacak sureler. dualar, tesbihat abdest ve temizlikle ilgili teferruat vs.

Orucu başlatma yaşı olarak namazdaki gibi rakam yoktur.ancak açlığa takat getirecek ölçüsü konmuştur.(1 17) bu ölçü “Çocuk üç gün üst üste” oruç tutabilirse ramazan orucu ona gerekli olmuştur hadisiyle açıklık getirilmiştir. (118) bizzat ashap devrinde küçük çocuklara oruç tutturulduğunu gösteren sahih rivayetler mevcuttur. (119) hülasa babanın çocuklarına öğretmekten sorumlu Olduğu farzı ayn ilimler ki temkel eğitim müfredatı diyiyoruz. İbadetlerle ilgili olarak namaz, oruç, zekat, namaz hac ve bunlarla ilgili zaruri temel bilgileri zikrederler.

 

AHLAK VE ADAP ÖĞRETİMİ

Ev halkı ve bu meyanda çocukların dini terbiyesinde namaz oruç gibi farzların dışında bir kısım ahlaki prensiplerin içtima i değerlerinde öğretilmesi gerektiğini belirten ayetlerde mevcuttur.Bunlardan Hz. Lokmanın oğluna nasihatları şeklinde Kur’an da zikredilen talimat şöyledir.

Lokman ey oğulcuğum:işlediğin şey bir hardal tanesi kadar da olsa bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa Allah onu getirip meydana koyar.doğrusu,Allah latiftir,haberdardır.

İslam alimlerinin ahlaki bilgilerinde farzı ayn ilimlerinin bir parçası olarak çocuklara teferruatlı öğretilmesi gereğindeki ısrarlarını ibni abidinin şu görüşünde görmekteyiz beş farzla ilgili bilgileri öğrenmekte farzdır.zira amelin sıhhati buna bağlıdır.keza helal ve haram olanları bilmek gerektiği gibi riya ile ilgili bilgileri de öğrenmesi farzdır.zira kul riya ile yaptığı amelin sevabından mahrum kalır.hased ve ucupla ilgili bilgilerde böyle zira bunlar ateşin odunu yakıp bitirdiği gibi ameli yiyip tüketirler.keza alış veriş,nikah ve talakla ilgili bilgilerde bu meselelerle iştikal etmek isteyen kişilere farzdır.keza haram olan ve küfrü gerektiren sözleri de bilmek farzdır.(“121)

Sonuç olarak diyebiliriz ki :çocuk bize tertemiz dünyasından hayat ve ümit ışığı getirir.bu ışık bizimle hayat arasında bir cazibe vesilesi oluşturur.geleceğimizin sağlam temellerle  tesisi geleceğimizin büyükleri olan çocuklarımızın iyi yetiştirilmesine bağlıdır.

Hayat nizamını dünyadan göçüşümüzden sonra daha iyi bir şekilde devam etmesini istiyorsak ki bunu istemek inanç şuurumuzun gereğidir.çocuklarımızı ihmale meydan vermeyecek şekilde yetiştirmeliyiz.eğitimci ve terbiyede ihmal büyük yaralar açar.bir çocuk çocukluğunda nasıl büyütüldü ise büyüyünce de kişiliği o doğrultuda şekillenir  belli bir yaştan sonra kemikleşmiş tavırları ve ihtiyaçları da unutulmama lıdır. Çocukların terbiyesi, ailenin birinci derecede görevidir ve hayatı ehemmiyet arz eden bu husus ihmal edilmemeli,gereken hassasiyet gösterilmelidir.

 

Biz bu risalemizde daha çok ailevi sorumluluklar içerisinde çocuk terbiyesi üzerinde durmaya çalıştık.taktir edilir ki böyle şumullu bir konuyu muhtasar bir risalede ele almak mümkün değildir.bu konuda yapmış olduğumuz araştırmayı ileride biraz daha genişleterek neşretme düşüncesiyle bu kadarla iktifa etmeyi uygun bulduk.

 

116-acluni İsmail ibn-i Muhammed keşfül hafe 1351-2,31

117-abdurrezak musannaf 4.153

118-a.g.e.4,154-155

119-buhari sayın 47.müslim siyam 36

120-lokman 31/16

121-ibni abidün reddül muhtar

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

B İ B L İ Y O G R A F Y A

 

A1i,Ebu1 Fadi Şihabuddiı Es-Seyyztd El Bağdad ( V.1270 ) Ru1.—u1 Maani,Fj Tefsir—il Kur’an-Ul Azim.Bulak 1301 (I-V)

Aci-aniImai1 İbn—U Muhammed (V,122/1748) :

eşf-u1 Lafs,Beyrut 1351v

Ar,Beciruddjn Ebu Muhammed (V.855/45)

IJmoiet-.ul Kaeri Şerhu 3ahihi’l Buhari,1348 Beyrut.

Beyzv!,Jiaruddirı Ebu]. Hayrbdu11ah b.(5ıner (V.685-ı286) inırut—Terzj1 vEsrarut te vi1, LIıur 1968 (1—11)

Buhi,Zbu .£bdi11eh MuJuimnted b.İmi1 (V.256B70) itanb1. 13151:1979 (ı—Zv)

Srih Tcr’re Şhi (MUtob ,Mohmet Cen’ı1 ‘ofuo

(utt

4h tte erceme ve Şerhı,rıiara ı9C Hz.Peygamoern >unetndo Tero.ye—A:ıka 98C,i1ştayın.

Çoc, tmbu. 1984

Cassas.Ebu Bekr b,Ahııed b,Ali Er Razi (V.370/980) hain-1 Kur ri,Byut 1355 (1—111)

Çantay Iaı Bri

Hai:La ve Meı1i. Keriıa, (IIII)

Davuto

ahihi MUsLin er-ıe ıe Şerhi (III..IY)

Junvı d

1uaşratGörgU Kura11arı,İtanbu1 1:

iiıüıed

Kir’rı Dili (X)

G 31j dıic1 Tı miıed b iuhwmad (V. 505)

İgEu TJ iddiı,.A.hred Serdaroglu Tereeaesi (IIV)

k{aıbeihu Abajıleh Aamt b,ihıarnmd (V8241/355)

ıI Beyi’ut 1389 .i4i)

İb Ebu]. Paöıl 1nıaii b0Kesir Ed-Dımışk(V,774/137Q) ır an—!fl. Aim,Ba1i! r1ıa—Bedrettn etLae T

f ı Abdı:ı’ uhaned hYezid. i1 KazvLııi CV 75f::•) iei, h1k I1u3ırıuai F.Abdul Ba1i , iıı 19( 5

İLari :r tBay’ktr BayrakJ.ı;tt1Ğ50

J- _4_....•

b

LGı-ı u’an

Liu Ei ar,Ç8,2oı/74)

:- MP.Abdu1 ki,Kahir 1955(IV)

!t, ± ‘raın .3O3İ)ij,

V 76 !i2’2)

ı3vaıuc din Buraldn,H8si Z.c

19d0

•. ıi1h in .avet ıe tou,

Lrgıt

rin%J gJe A:İak iar. istauoui 1930

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Uludağ Süleyman ,

İslamda irşat ,marifet yayınları

Er razi, ebu abdilleh el kuşeyri(v.605-1208)

Mefatih-ul gayb (ikinci baskı tarihsiz )

Tirmizi ebu isa es-sevri

Es sünen, kahire 1937

Sabuni Muhammed ali

Revai-ul beyan tefsir-u ayet-ül ahkam-ül kuran şam 1977