T.C. Cumhurbaşkanlığı
Diyanet İşleri Başkanlığı

İstanbul Müftülüğü

15.12.2019

Pendik’te Sabah Namazı Buluşması

İstanbul Müftülüğü tarafından Pendik Kaynarca Merkez Camii’nde İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Mehmet Emin MAŞALI’nın katılımıyla sabah namazı buluşması gerçekleştirildi.

İstanbul Müftülüğü tarafından 15 Aralık 2019 Pazar günü Pendik Kaynarca Merkez Camii’nde İstanbul Müftüsü Mehmet Emin MAŞALI’nın katılımıyla sabah namazı buluşması gerçekleştirildi. İl Müftüsü MAŞALI konuşmasında “Adetullah” ve “Sünnetullah” kavramları üzerinde durdu. MAŞALI, konuşmasında şunları söyledi:

Âdetullaha muhalefet etmek kâinattaki dengeyi, sünnetullaha muhalefet ise sosyal hayattaki dengeyi bozar.

“Dünyanın fiziki yapısında bir nizam ve düzen mevcuttur. Nitekim Yâsîn suresi 40. ayette “Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörünge içinde akıp giderler” buyrulmakta ve kainâtta şaşmaz bir nizamın varlığından bahsedilmektedir. Aynı şekilde Rahman suresi 7 ve 8. ayetlerde de “Gök var ya, Allah onu yükseltmiş ve bir ölçü koymuştur. Şu halde bu ölçünün ötesine geçmeyiniz” buyurulmaktadır. Kâinatta mevcut olan bu denge ve ölçüye “âdetullah” denmiştir. Kâinatta böyle şaşmaz bir ölçünün var olması, yüceler yücesi bir gücün var olduğuna işaret etmektedir. Cenab-ı Hakk’ın birliğini ve yüceliğini görmek isteyen kişinin kâinattaki bu dengeye atfı nazarda bulunması yeterli olacaktır. Zira bu denli mükemmel ve şaşmaz bir nizamın rastgele ve kendiliğinden gerçekleşmesi imkânsızdır, muhâldir. Kelam âlimleri bunu “nizam delili” olarak isimlendirmişler ve Allah’ın varlığını ispatlamada bir istidlal aracı olarak kullanmışlardır. Allah’ın koyduğu bu dengeye riayet etmeyip kâinattaki düzeni alt üst ettiğimizde bunun doğal afetler ve musibetler şeklinde bize geri döneceği muhakkaktır. Nitekim günümüzde yaşanan küresel ısınma vb. olumsuz gelişmeler bunun bir göstergesidir.

Sosyal hayatın işleyişi de birtakım ilahi kanunlara bağlıdır

“Bir de sünnetullah vardır. Cenab-ı Hak nasıl ki fiziki âleme bir ölçü ve denge koymuş ise aynı şekilde sosyal hayatın işleyişini de birtakım yasalara bağlamıştır. Tarihin akışı hep bu sosyal yasalar çerçevesinde gelişmiştir ve gelişmektedir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de “önceki toplumlarda işleyen bizim sünnetimiz buydu. Allah’ın sünnetinde (sünnetullah) asla bir değişiklik göremezsin.” buyrulmaktadır ve bu ifadeler farklı surelerde geçmektedir. Sözgelimi İsrâ suresi 16. ayette geçen ilahi beyanları bu kapsamda değerlendirebiliriz. Zira bu ayette “Allah’ın kendilerine lütfettiği imkanların büyüsüne kapılarak şımaran ve bu şımarmışlığın sonucunda ilahi emir ve yasakları tanımaz hale gelen kesimlerin sergiledikleri olumsuz tavırların toplumun diğer kesimleri arasında yaygınlık kazanması neticesinde toplumsal bozulmanın gerçekleşeceği ve o toplumun tarih sahnesinden silineceği” ifade edilmektedir. Bu yönüyle ayet, toplumsal helake yol açan sosyal sebeplerin varlığına işaret etmektedir. Bilindiği üzere Kur’an’da helakin iki türünden söz edilir. Âd, Semûd gibi kavimlerin helaki doğal afetler yoluyla gerçekleşmiştir. Bir de kademeli olarak ve sosyal çöküntüler üzerinden gerçekleşen helak vardır. Bunun sebebi sosyal hayatın devamlılığını sağlayan sünnetullaha riayet etmemektir. Necm suresinde “insan için çalışmasının ötesinde bir şey yoktur ve o, çalışmasının karşılığını elbet bir gün görecektir, yaptıklarının karşılığını tastamam alacaktır” şeklinde geçen Kur’ani beyanlar da yine sosyal hayatın devamlılığını sağlayan ve sünnetullah kapsamında değerlendirilecek kurallardır. Evet insan sadece ve sadece yapıp ettiğinin karşılığını görür ve bu karşılığı görme hem bu dünya hem de ahiret itibariyle söz konusu olacaktır. Birtakım sebepler vardır ve o sebepler bizi belli sonuçlara götürür. Eğer bir sonuca ulaşmak istiyorsanız onun sebeplerine sarılmanız gerekir. Sebeplere sarılmadan sonuca gidemezsiniz. Bu yönüyle sünnetullah sebeplere sarılmayı ve bunun akabinde sonucun tahakkuk etmesini beklemeyi ifade eder. Başarı istiyorsanız çalışmanız gerekir. Çalışmaksızın başarıyı beklemek sünettulaha terstir. Böyle olduğu içindir ki inançları ne olursa olsun çalışıp çabalayan birey ve toplumlar dünyevi anlamda başarı sergilemişlerdir. Rabbim bizleri kâinattaki nizamı ifade eden âdetullaha ve sosyal hayatın nizamını ifade eden sünnetullaha aykırı davranmaktan muhafaza buyursun, dahası memleketimizi ve tüm İslam diyarlarını doğal afetlerden, sosyal çöküntü ve felaketlerden hıfz-u emin eylesin. Amin..”

Pendik Kaymakamı, Belediye Başkan Yardımcısı ve İlçe Müftüsü’nün de iştirak ettiği program çorba ikramıyla son buldu.