T.C. Cumhurbaşkanlığı
Diyanet İşleri Başkanlığı

İstanbul Müftülüğü

03.11.2019

Sancaktepe’de Sabah Namazı Buluşması Gerçekleştirildi

Sancaktepe Fatma Fitnat Hanım Camiinde İstanbul Müftüsü Mehmet Emin MAŞALI’nın katıldığı Sabah namazı buluşması gerçekleştirildi.

İstanbul Müftülüğü tarafından 03.11.2019 tarihinde Sancaktepe Fatma Fitnat Hanım Camiinde düzenlenen Sabah namazı buluşmasına katılan İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Mehmet Emin MAŞALI: “Cenab-ı Hak bizleri razı olduğu kulları arasına dâhil eylesin. Bu vesileyle de bizlere cennete girmeyi nasip eylesin ve cehennemlik olmaktan korusun. Şurası bir gerçek ki cenneti nimet kılan sadece cennetlikleri bekleyen ilahi ikramlar değildir. Ayette de ifade edildiği gibi cennetlik olmak, Cenab-ı Hakk’ın rızasına ulaşmış olmak anlamına gelir. Nitekim bazı ayetlerde cennet nimetlerinden bahsedilir ve ardından şöyle buyrulur: Ama Allah’ın rızası bunların hepsinden daha yücedir. Keza cehennemi çekilmez kılan da sadece içerdiği azaplar değildir, cehennemlik olmanın Cenab-ı Hakk’ın hoşnutluğundan uzak kalmak anlamına geliyor olmasıdır.”

İl Müftüsü MAŞALI konuşmasının devamında şunları söyledi:

“Bugün şer/kötülük meselesi üzerinde durmak istiyorum. Yeryüzünde niye olumsuzluklar, canımızı acıtacak hususlar var? Özetle kötülük ve şer niye var? Bunlar olmasaydı, dünya güllük gülistanlık olsaydı olmaz mıydı? Bu sorulara verilecek en kestirme cevap şudur: Bütün bu olumsuzluklar ve canımızı inciten tüm olay ve hadiseler, dünya hayatının bir imtihan olması sebebiyledir, bu yönüyle de kulluğu anlamlı kılan olmaz olmaz unsurlardır. Aksi takdirde dünya hayatının bir imtihan yeri olmasının da bir anlamı kalmazdı. Öte yandan bu hayatta bela adına, musibet adına karşılaştığımız ne varsa hepsinin arkasında bize dönük bir hayır ve hikmet vardır. Ancak insanoğlu sınırlı ve kısıtlı kabiliyette bir varlık olduğundan olayların sadece bir yüzünü görebilir. Beş duyusuyla idrak ettiği kadar anlayabilir, yorumlayabilir. Olayların arkasındaki ihtimalleri, hikmetleri kavrayamayabilir. Oysa gerek Kur’an-ı Kerim gerekse Efendimiz’in (sav) pek çok hadisi şu dünya hayatında olup bitenlerin arkasında bir hikmet olduğunu anlatır ve Cenab-ı Hakk’tan sadır olan hiçbir fiilin hikmetsiz olmadığını haykırır. Nitekim bir hadislerinde Efendimiz (sav) buyururlar ki: "Müslüman başına gelen her musibet vesilesiyle mutlak surette affa nail olur, velev ki bu bir diken batması dahi olsa." Ne var ki bizler sınırlı kabiliyette varlıklar olduğumuz için olayları algılarken sadece bize bakan yönü ile ilgileniyoruz ve sadece bu dünya hayatı çerçevesinde bir değerlendirmeye gidiyoruz. Oysa içinde bulunduğumuz an itibariyle olumsuz gördüğümüz şeylerin istikbalimizde karşımıza bir hayır ve lütuf olarak çıktığı muhakkaktır. Burada söz konusu olan istikbal ömrümüzün geri kalan kısmı da olabilir, ahiret de olabilir. Zira mümin için bu dünya hayatının ötesinde ebedi bir hayat vardır. Mümin değerlendirmelerinde bu ikisini birlikte hesaba katar. Dolayısıyla bir mümin için hayat kelimesi sadece dünya hayatını ifade etmez. Çünkü inancımıza göre bir yaşadığımız fani hayat vardır, bir de onun akabinde gerçekleşecek olan baki ahiret hayatı. Olay ve hadiseleri değerlendirirken bu bütünlük içinde değerlendirmemiz gerekir. Kur’an-ı Kerim’de Hz. Musa (as) ile Abd-i Sâlih (Hızır) arasında geçen bir kıssa anlatılır. Her bir Kur’an kıssası gibi bu kıssa da hem hakikatin ifadesidir hem de bir esasa mebni olarak yani ibret dersi çıkarılması amacıyla aktarılmıştır. Bu kıssa baştan sona, her işin ardında bir hikmet ve hayrın var olduğunu gösterir. Bu kıssanın bize öğrettiğine göre hayatta karşılaştığımız şeyler zahiri itibariyle yanlış, problemli gözükebilir, ancak o şey ardında bizler için nice hayırlar ve hikmetler barındırmaktadır. Rabbim hayata bu gözle bakabilmeyi nasip eylesin. Şu dünya imtihanında başarı lütfetsin. Evet her sınavda olduğu gibi bu dünya sınavında da bazı sorular zor ve imtihan kimi yönleri itibariyle çetin olabilir. Ancak şu bir gerçek ki soru ne kadar zorsa mükâfatı da o kadar büyük olur. Bunun için dua ve niyazda bulunuyor ve Rabbimizden, Peygamber Efendimiz’in (sav) şu hadislerinde tavsif ettiği düzeyde bir kulluk bilincine ulaşmamızı sağlamasını talep ediyoruz: “Mü’minin durumu gıbta ve hayranlığa değer. Çünkü her hâli kendisi için bir hayır sebebidir. Bu durum bir başkası için değil, sadece mümin için söz konusudur: Başına güzel bir nimet konsa şükreder, bu onun için hayır olur.  Başına bir belâ gelse sabreder, bu da onun için hayır olur.”

İl Müftü Yardımcısı Musa Bilgiç ve Sancaktepe İlçe Müftüsü Muammer Turan’ın da katıldığı sabah namazı buluşması cami cemaatiyle musâfahalaşmanın ardından sona erdi. 03.11.2019