T.C. Cumhurbaşkanlığı
Diyanet İşleri Başkanlığı

Beyoğlu Müftülüğü

27.03.2017

İslam Mü'minin Tüm Davranışlarına Yön Verir

 

İslam Mü'minin Tüm Davranışlarına Yön Verir

 

       Kerim kitabımızda Cenab-ı Hak şöyle buyurmaktadır;

        "Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? İçinizden bu şekilde davranan birinin dünya hayatındaki cezası ancak rezil rüsvâ olmaktır; kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine itilirler. Allah sizin yapmakta olduğunuzdan habersiz değildir.

İşte onlar, âhirete karşılık dünya hayatını satın alan kimselerdir. Bu yüzden ne azapları hafifletilecek ne de kendilerine yardım edilecektir."

(1)

        Ebu Hureyre(r.a)den rivayet edildiğine göre bir gün Allah"ın Resulü:

"Ümmetimin hepsi cennete girecektir ancak imtina edenler müstesna" buyurdu.

Sahabeler:"Ya Resulallah! "İmtina edenler kimlerdir? diye sordular.Allah'ın Resulü:"Her kim bana itaat ederse cennete girecektir. Her kim de bana asi olursa o da imtina etmiş olur’ buyurdu.”(2)

    İman,Allah’ın kitabına karşı samimi olmayı gerektirir.Samimi olmamak helak olma sebebidir.Nice kavimlerin ve İsrailoğullarının helak olmalarının temelinde itikadi ve ameli alandaki samimiyetsizlikleri ön plana çıkar.İman,sadece çok bilinen bazı ibadetleri ifa edip,yasak kabul edilen haram fiillerden uzak kalmak değildir.İman,Allah’ın emirlerinin bir kısmını yerine getirilip diğer kısmını  terketmek de değildir.Kur’an’da Rabbimiz tarafından farz olduğu açıkça ortaya konulan emir ve yasaklar ‘Yaparsan sevap,yapmazsan bir şey olmaz mantığı ile  değerlendirilmektedir.Kaçınılması gereken yasaklar ise “Allah affeder”mantığı ile rahatlıkla çiğnenebilmektedir.

       Mü’minlerin düştükleri en büyük hatalardan birisi,Kur'an'da Allah tarafından bildirilen hükümlerden bir kaçını yerine getirmiş olmalarından dolayı kendilerini yeterli görmeleridir.Elbette, Allah’ın  rızası hedeflenerek yapılan her bir ibadetin mutlaka karşılığı vardır. Ancak kasıtlı veya gafilane bir şekilde terkedilen ibadetlerin de büyük bir sorumluluğu vardır. Namazını kılan, orucunu tutan bir kimse,eğer tüm bunları samimiyetle yapıyor ise Allah'ın izni ile ahirette yaptıklarının karşılığını alacaktır.Bilgisizlik ya da cahillik söz konusu olmadığı halde Kuran'daki diğer hükümleri bile bile önemsemiyor ve yerine getirmiyorsa  bunun da büyük bir vebali vardır.

        Yanlış olarak telakki ettiğimiz hususlardan bir diğeri ise, Kuran ahlakının ve ilkelerinin benimsenebilmesi için  dünya işlerinden tamamen uzak durulması gerektiği düşüncesidir. Bu düşünceye sahip kimseler, bu üstün ahlakı ancak “peygamberler ve Allah'ın bazı seçkin kullarının  yaşayabileceğini, kendilerinin bu sorumluluğu yerine getirmeye güçlerinin yetmeyeceğini ileri sürmektedirler.Halbuki Allah, insanlara güç yetiremeyecekleri hiçbir yükü yüklemez.Allah,kulları için kolaylık diler. Bakara suresinde:

“… Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez."(3)uyurulmaktadır.

        Allah'ın ve ahiretin varlığına inanan bir insanın tek amacı Allah'ı memnun etmek, ahirette ise cennette ulaşmak olmalıdır.Aklını kullanan bir insan için bunun dışında bir hedef belirlemek mümkün değildir.Ancak bazı insanlar, dinin, hayatın küçük bir bölümünü kapsayan bir eğitim olduğunu zannederler. Onlara göre din belirli günlerde hatırlanır, ibadetler dışında da dinle ilgili bir alan yoktur. Oysa Kitabımızda insanın ibadetleri ile birlikte tüm hayatının da Allah için olacağı bildirilmektedir:

       "De ki: "Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, yaşamam ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah’ındır." (4)

        Kuran ahlakını yaşamakta göstereceğimiz titizlik,bizleri her türlü olumsuz tavırlardan ve davranışlardan uzaklaştırır, güzel davranışlara yöneltir,bizlere üstün bir kalite anlayışı kazandırır.Kardeşlerim,unutmayalım ki ,taatın meşakkati gider, sevabı kalır; günahın ise lezzeti gider acısı kalır. Müslüman bütün davranışlarını ibadetleştiren insandır.

 

                                             Aydın YIĞMAN

                                            Beyoğlu Müftüsü

1.Bakara,85-86

2.Buhari,7143

3.Bakara,185

4.En’am,162