T.C. İSTANBUL VALİLİĞİ
İL MÜFTÜLÜĞÜ

Mimar Sinan’ı Anma Programı

Mimar Sinan’ı Anma Programı

İstanbul Müftülüğü’nün Mimar Sinan’ın ölüm yıldönümü dolayısıyla düzenlediği konferansta Prof. Dr. Sadettin Ökten, “Mimar Sinan'a toplumsal bir talep oluşturamadığınız zaman bir başka medeniyet tasavvuru, mimari anlayışı gelir. O da tek başına gelmez; ekonomisi ve ahlakıyla beraber gelir. İşte o geldiği anda kimliğiniz değişir" dedi.

Fatih Ali Emiri Kültür Merkezi’nde düzenlenen konferansa İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, İstanbul Vali Yardımcısı Ahmet Önal, İstanbul Müftü Yardımcıları, ilçe müftüleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Konferansın açılış konuşmasını yapan İstanbul Müftüsü Yılmaz, Mimar Sinan'ın şehir, mimari ve medeniyet tarihimizde çok ayrı bir yeri olduğunu söyledi. Mimar Sinan'ın Osmanlı'nın yetiştirdiği çok önemli bir mimar, mühendis, sanat adamı ve iyi bir yönetici olduğunu ifade eden Yılmaz, Osmanlı coğrafyasının birçok yöresine yüzlerce cami, külliye, han, hamam, köprü gibi ekol olmuş eserler kazandırdığını kaydetti.

Mimar Sinan'ın ölüm yıldönümü dolayısıyla düzenlediği konferansta konuşan Ökten, her toplumun kendi medeniyetini bir takım simgesel yapılarla ifade etmek istediğini dile getirdi.

Bu simgesel yapıların aynı zamanda anıtsal da olduğunu ifade eden Ökten, "Sinan, bir medeniyet tasavvurunun hayata aksedişinin anıtsallığını simgeleştirmiş, inşa etmiş, kullanılır kılmıştır. İstanbul'da Sinan'dan evvel Ayasofya var. O da Hristiyanlığı kabul eden Roma'nın simgesel yapısı. Sinan'ınki ise Osmanlı medeniyet yorumunun, Sünni İslam'ın simgesel yapısıdır. Bu anıtsallık toplumlara hayatiyet verir. Biz bugün maalesef bu hayatiyetten ayrıldık ama hayatiyet pınarı elimizin altında ve biz bunu yakalamalıyız." ifadelerini kullandı.

Mimarların şair, müzisyen, ressam gibi sanatkarlardan farklı olduğunu belirten Ökten, şöyle konuştu:

"Mimarın teknik adam olması yani realiteyi, fizik dünyayı ve malzemeyi bilmesi onu bir şairden, bir müzisyenden ve bir ressamdan ciddi manada ayırır. Bir mimarın yaptığı eser, yerli yabancı bütün toplumun 7 gün 24 saat görsel alanı içerisindedir. Bir resmi müzede, şiiri kitapta görürsünüz ama mimarın eserlerini her zaman istemeseniz de görürsünüz. Ben filan mimarın, müteahhidin yaptığı bu sipsivri yapıları görmek istemiyorum ama gözlerimi kapatsam merak ediyorum, açsam azap çekiyorum. Giderek alışıyorum, alışıyoruz. Amerika Manhattan'daki beni ezen o yapılar bir gösteriş yeridir. Şimdi aynıları Boğaz sırtlarında, Çamlıca eteklerinde ortaya çıkıyor. Mimar Sinan'a toplumsal bir talep oluşturamadığınız zaman bir başka medeniyet tasavvuru, mimari anlayışı gelir. O da tek başına gelmez; ekonomisi ve ahlakıyla beraber gelir. İşte o geldiği anda kimliğiniz değişir."

- "Mekan, mekini etkiler"

Mimar Sinan'ın yaptığı büyük projelerin başında külliyelerin geldiğini ifade eden Ökten, şunları kaydetti:

"Biz bugün külliye fikrini kaybettik. Süleymaniye Camisi diyoruz. Tabii ki doğru ama Süleymaniye Camisi, Süleymaniye Külliyesi'nin içerisinde ana rükun. O bir kompozisyon. Çünkü bizim bugün hayatımız parçalandı. O parçalanma mekana da yansıdı. İstanbul'un büyük dönüşümleri var. Bir tanesi antik Grek koloni kentinden bir Hristiyan Roma kentine dönüşümü. Büyük Konstantin'in yaptığı 4'üncü yüzyıldaki dönüşüm. İkincisi Fatih'in dönüşümü. Yani bir Ortodoks Grek kentinden bir Sünni Müslüman kentine dönüşümü. Bu 250 yıl sürüyor ve içerisinde bulunduğumuz tarihi Yarımada da 10 tane büyük sultan külliyesi yapılıyor. Bugün de İstanbul dönüşüyor. Nereye dönüştüğü feci bir istikamet ama maalesef dönüşüyor. Çünkü mekan, mekini etkiler. Mekan fizikseldir ama bir ruh taşır. Rezidansın, gökdelenin de ruhu vardır. Çünkü onu yapan insan onu belli bir bilinçle inşa etmiştir ve o bilinç işte onun ruhudur. O ruh sizin yolunuzu ifsad edebilir, nitekim ediyor da. Külliye fikrini yaşatmalıyız. Bugün de çağdaş insanın külliyesi AVM'lerdir. Size kazanmadığınız parayı harcatırlar. En kıymetli varlığınız olan vakti heba ettirirler." 11.04.2018

Fotoğraflar