T.C. İSTANBUL VALİLİĞİ
İL MÜFTÜLÜĞÜ

Üsküdar’da ‘Cami, Şehir ve Medeniyet’ paneli

Üsküdar’da ‘Cami, Şehir ve Medeniyet’ paneli

Üsküdar Müftülüğü, Camiler ve Din Görevlileri Haftası dolayısıyla ‘Cami, Şehir ve Medeniyetin Toplumsal Ahlak Üzerindeki Etkileri’ konulu bir panel düzenledi. Panelde konuşan İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, “Camilerimiz sadece mabet olarak kalmamalı, bir irfan, medeniyet ve merhamet merkezi olmalıdır” dedi.

Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde düzenlenen panelin oturum başkanlığını İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim üyeleri Prof. Dr. Ahmet Kavas ile Doç. Dr. Tarkan Oktay, İbn-i Haldun Üniversitesi Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Ahmet Murat Özel ve 22.-23 Dönem Milletvekili Hüseyin Besli konuşmacı olarak katıldı. Programı Üsküdar Kaymakamı Murat Sefa Demiryürek, 29 Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez ile Üsküdar Müftüsü Dr. Enver Osman Kaan başta olmak üzere pek çok vatandaş takip ettik. Panelin açış konuşmasını yapan İstanbul Müftüsü Yılmaz, “Din hizmeti sadece camiye münhasır değil. Cami de sadece mabet değil. Tarihimiz boyunca cami, sadece mabet olarak kullanılmamıştır. Camilerimiz kadınlara, çocuklara, yaşlılara, gençlere, engellilere toplumun her kesiminden insanlara hizmet verecek yerler haline gelmeli ve din hizmeti cami ve cami dışında devam etmelidir. Çünkü bizim anlayışımıza ve inancımıza göre camiler sadece mabet değildir. Camiler mekteptir, medresedir, insanların buluştuğu, her türlü sosyal problemin çözüldüğü mekanlardır ve gönüllerin, kalplerin dokunduğu, imar olduğu yerlerdir. Camiyi imarla görevli olanların, elbette önce kendi gönüllerini imar etmeleri esastır. Camilerimiz sadece mabet olarak kalmamalı, bir irfan, medeniyet ve merhamet merkezi olmalıdır” dedi.   

Panelin ilk konuşmacısı Hüseyin Besli, medeniyet kavramının Batılı toplumlarda dinin yerine ikame edilmek üzere kullanıldığına dikkat çekti ve ‘umran’ kelimesinin kullanılmasının daha doğru olacağına vurgu yaptı. Besli,  “Umranın başlangıcı şehirdedir. Avrupa’daki şehirler ızgara modelidir. Bu şehirlerde çıkmaz sokak yoktur. Bizim şehirlerimiz ise dairevi olarak kurulur. Ortada mabet yanında hamam, kervansaray, işyerleri vardır. Ondan sonra haneler kurulmaya başlar ve dairesel olarak genişler. Bizim olmazsa olmazımız çıkmaz sokaklardır. Eski İstanbul’daki bir sokakta müslim evi ile gayri müslim evi, o eve bakarak anlaşılabiliyordu. Neden? Çünkü Müslümanların evi hiçbir zaman sokağa direkt olarak açılmaz. Evin mahremiyeti vardır. Çıkmaz sokak da sokağın mahremiyetidir.” diye konuştu.  

Her medeniyetin kendisine ait bir tasavvuru olduğunu belirten Doç. Dr. Tarkan Oktay ise “Medeniyet tasavvurunun somutlaştığı, insanlar arasındaki ilişkilerin düzenlendiği yerler hep şehirlerdir. Şehir olmadan bir medeniyetin gelişmesi çok mümkün değil. Aynı zamanda medeniyetin zayıfladığını şehirlerde görüyoruz. Ülkelerin siyasal kültürleri ve yönetimsel mekanizmaları da medeniyetler üzerinde önemli bir etkiye sahip” dedi.  

İstanbul’daki camilerin sayısının yetersiz olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ahmet Kavas ise şunları söyledi: “Ben İstanbul’daki camilerin çok yetersiz olduğunu düşünüyorum. Her bir gökdelenin bir camisi olması gerektiğine inanıyorum. Yoksa biz kaybederiz. İnşallah camiyi toplayan yer olarak, insanın eşrefi mahlukat özelliklerini ortaya koyan yer olarak toplumun her kesiminden insana, hiçbir ayrım olmadan ulaşabileceğimiz yerlerdir. En önemli değerimizdir.”

Konuşmasında özellikle Cuma namazında okunan hutbelerin önemine değinen Yard. Doç. Dr. Ahmet Murat Özel ise “Türkiye’deki erkeklerin Cuma namazına gitme oranı yüzde 57. Hesapladığınızda 21 milyon civarında bir nüfusa denk düşüyor. Cuma namazında hutbe okunma süresi ortalama 15 dakika. Diyanet İşleri Başkanlığımızın son yıllarda ürettiği, bize dinlettirdiği hutbeler çok kıymetli. Ama bununla birlikte, hutbelerimizi daha da geliştirmek zorunda olduğumuzu düşünüyorum. Hutbede bir devrim yaparsak, camide bir iletişim devrimi gerçekleştirebiliriz. Cuma namazından sonra sosyal medyada hutbede konuşulan konuyla ilgili araştırma yaptım. İnsanlar Cuma namazından sonra bir şeyler paylaşmış mı diye baktım. Cuma namazındaki hutbenin dile yapışacak şekilde bizi etkilemesini sağlama imkânımız var. 21 milyonluk cemaatimizin bütün hafta boyunca tek dini sohbet belki de budur. Dolayısıyla çok etkili, çarpıcı, senaryosu olan, içinde birkaç sloganı ve manşeti bulunan, metin ve senaryo yazarlarının yazımına değil aktarımına katkıda bulunduğu, iyi düşünülmüş hutbelerle bu süreyi çok değerli bir şekilde kullanmış oluruz” diye konuştu.