T.C. İSTANBUL VALİLİĞİ
İL MÜFTÜLÜĞÜ

İstanbul Müftüsü Yılmaz, Ayasofya Ramazan Sohbetleri’ne konuk oldu

08.06.2018

İstanbul Müftüsü Yılmaz, Ayasofya Ramazan Sohbetleri’ne konuk oldu

İstanbul Müftüsü Yılmaz:
‘İsraf, ferd kadar toplumu da ilgilendiren bir sapmadır’


İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz,"37. Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı" kapsamında düzenlenen, "Ayasofya Ramazan Sohbetleri"ne konuk oldu.

‘Tüketim Çılgınlığı: İsraf’ konulu bir konuşma yapan Yılmaz, “İsraf itidâli aşmak, mâkul sınırı zorlamak, ortayoldan ayrılmak anlamına bir Kur'an kavramıdır. Genellikle yeme, içme giyim, kuşam gibi tüketim alanlarında olur. Bugün buna boş zaman, sağlık ve çevre gibi konuları ilâve etmek de mümkündür” dedi.

“Tüketim ve harcamanın en aşağı derecesi cimrilik, itidâli iktisat ve kanaat, aşırısı israftır” diyen Yılmaz, “İsraf bir tüketim çılgınlığıdır, savurganlıktır. Yeme-içme ve giyim-kuşamda olduğu gibi, zaman, sağlık ve çevre gibi konularda da dikkat çekici boyutlara ulaşmıştır. İsrafın hem kişisel planda, hem de toplumsal boyutta maddi ve manevî pek çok zararları vardır” ifadelerini kullandı.

İsrafın kişisel boyutuna değinen Yılmaz, şunları söyledi:

“İsrafın kişisel hayatta hem maddî, hem manevî, hem de psikolojik pek çok zararları vardır. İsraf kişinin ürettiğiden fazla tüketmesi veya gereğinden fazla harcaması demek olduğundan önce şahsî ve ailevî bütçeleri allak bullak eder. Oysaki ekonomiyi tarif edenler onu "sınırsız ihtiyaçları sınırlı kaynaklardan karşılama ilmi" olarak tanımlarlar. Yani ekonomi, ihtiyaçların sınırsız; kaynakların sınırlı olduğunu kabul ediyor. Bu duruma göre kaynakların çok iyi kullanılması ve ihtiyaçların sınırlandırılması en çıkar yol görünüyor. Bu da israfı önlemekle olur.”

İsrafın toplumsal boyutuna da değinen Yılmaz, “İsraf, ferd kadar, belki daha da fazla toplumu ilgilendiren bir sapmadır. İsrafa alışan insan başkalarını düşünmez hale geldiğinden toplumda sınıf farklılıkları arttıkça zenginlerin müsrif tavrı fakirleri ezmekte, onlarıda israfa yönlendirecek bir takım sosyal yaralar açmaktadır. Oysa ki insan, paylaşmayı bildiği ölçüde saygın ve mutlu olur. Sevginin temel şartı paylaşım ve özveridir. Sahip olunan nimetlerden başkalarını da yararlandırmaktır” diye konuştu.

“İsrafın önlenmesi için ferde, topluma ve devlete düşen bir takım görev ve sorumluluklar vardır” diyen Yılmaz, şunları söyledi:

“Ferdleri israfa düşmekten kurtarmanın birinci yolu eğitimdir. Önce ailede, ardından okul ve toplumda insanımız israf konusunda eğitilmeli, gereğinden fazla harcama ve tüketme alışkanlığına düşmemesi öğretilip benimsetilmelidir.

Toplum hayatında paylaşmayı öğrenmek, israfı önleyen en önemli etkendir. Tüketimin sınırsız olmadığı, başkalarına saygı duymadıkça bizim de saygı göremeyeceğimiz bilinmelidir.

Tüketmeden üretim olmaz, ama insanları; ekonomik durumlarını ve sosyal seviyelerini zorlayacak reklâm zulmünden kurtarmak da devletin görevidir. Devlet, zaman, imkân ve kırtasiye israfını önleyici tedbirler almalı ve halkı israf ve lüks tutkusundan kurtarmalıdır.” 08.06.2018

Fotoğraflar